Farklı sektörlerden başarılı ve bir o kadar da güçlü kadın liderleri ağırladığımız, “Güçlü Kadınlar, Güçlü Markalar” serimizde, Tüyap Fuarcılık Grubu İcra Kurulu Başkanı Zeynep Ünal Öztop; cesaret, kararlılık ve tutkuyla şekillendirdiği kariyer yolculuğunu ve Tüyap’ın cinsiyet eşitliği konusundaki güçlü adımlarını anlattı.
Kendi kariyer sürecimi paylaşırken, tersten başlamak daha doğru olabilir diye düşünüyorum. Tüyap benim aile şirketim, dolayısı ile iş hayatına atılan pek çok kişiden farklı olarak yolculuğumun sonunun nereye varacağı daha tanımlıydı. Ancak benim için asıl önemli olan, varış noktasından ziyade, o noktaya varırken geçtiğim süreçte doğru deneyimleri biriktirmek ve beceri setini geliştirmekti. Bu nedenle kariyerime çokuluslu bir denetim şirketinde finansal denetçi olarak başladım.
Pek çok sektörden farklı şirketin mali süreçlerini ve tablolarını denetleme fırsatı buldum, bu finansal okur yazarlığımı geliştirmem için kritikti. Bu süreçte yıl kapanış dönemlerinde çok yoğun bir tempoda, hafta sonları dahil hiç aralıksız çalıştığım aylarım oldu. Birçok yılbaşımı denetlediğim şirketlerin depolarında sayım yaparak geçirdim. O kadar yoğun çalışırdım ki aynı evde yaşadığım ailemi bir ay boyunca sadece 1 gün görebildiğim zamanlarım olurdu. Bu dönem bana paha biçemeyeceğim fiziksel ve mental bir dayanıklılık kazandırdı, aynı zamanda iş-yaşam dengesinin ne kadar önemli olduğunu birinci elden deneyimleme fırsatı verdi ve bu sayede kariyerimin kalanında yön verdiğim işlerde ve ekiplerde iş-yaşam dengesini önceliklendirmem için pusulam oldu.
Denetim dönemimden sonra kariyerime dünyanın önde gelen stratejik yönetim danışmanlığı şirketlerinden birinin bünyesinde yönetim danışmanı olarak devam ettim. Türkiye’de sektörlerinin öncüsü şirketlere stratejik yol haritaları oluşturduk, en önemli satın alma ve şirket birleşmesi süreçlerinde kritik kararların verildiği süreçlerin parçası olma şansını yakaladım. Böylece hem şirket içi kararların sektörler üzerindeki etkisini birebir yaşadım hem de olayları değerlendirirken çok boyutlu ve uzun vadeli bir perspektifte yaklaşmanın önemini birebir yaşayarak öğrendim.
Yaptığım masa başı çalışmalar sonucu verilen kararların gerçek hayat yansımalarını gördüm, oldukça genç bir yaşımda bana verilen büyük bir sorumluluktu. Bu sayede kariyerimin devamında aldığım her kararın uzun vadedeki etkilerini düşünerek ilerledim. Bu yaklaşım geri dönülmez hatalar yapmamı belki sıfırlamasa da büyük ölçüde azalttı.
“Burada, daha önce var olmayan bir stratejik pazarlama departmanını kurmak, dijital pazarlama ve iş zekası gibi yeni fonksiyonları hayata geçirmek hem heyecan verici hem de zorlayıcıydı”
Tüyap’a geçişim ise tamamen farklı bir dinamik sundu. Fuarcılık sektörü, sürekli değişen, canlı ve insan odaklı bir alan. Burada, daha önce var olmayan bir stratejik pazarlama departmanını kurmak, dijital pazarlama ve iş zekası gibi yeni fonksiyonları hayata geçirmek hem heyecan verici hem de zorlayıcıydı. Özellikle kariyerimin başlarında, fuarcılığın getirdiği dinamiklerden ötürü, yaşım ve cinsiyetim nedeniyle bazı ortamlarda ciddiye alınmadığımı hissettiğim anlar oldu.
Toplantılarda fikirlerimin yeterince dikkate alınmadığını ya da bana “misafir” gözüyle bakıldığını fark ettim. Eğer kendimi kanıtladığım bir Tüyap öncesi kariyerim olmasaydı bu dönem beni yıldırabilirdi. Zorlu bir süreçti ama her zaman kendi bilgi ve beceri setim bana yol gösterdi. Bunu da aile şirketi öncesi tamamen kendi emek ve becerilerimle oluşturduğum kariyerime borçluyum. Özellikle aile şirketine katılmayı düşünen tüm genç iş kadınlarına okuldan sonra muhakkak kendilerini objektif olarak değerlendirmelerine olanak sağlayacak, farklı alanlarda deneyim kazanabilecekleri bir kariyer yolculuğu kurgulamalarını şiddetle öneririm.
Liderlik benim için her şeyden önce insanı merkeze koymak demek. Çalışanlarımın her birinin değerli olduğuna, farklı bakış açılarının zenginlik getirdiğine inanıyorum. Ekip çalışmasına, iş birliğine ve açık iletişime çok önem veriyorum. Adil olmak, şeffaf olmak ve herkesin sesini duyurabileceği bir ortam yaratmak benim için olmazsa olmaz.
Tüyap’ın köklü değerleri, “ortak akıl” ve “çalışma barışı”, benim liderlik anlayışımla birebir örtüşüyor. Bu değerleri korumak ve yaşatmak için, çalışanlarımızla düzenli olarak bir araya geliyorum, onların fikirlerini ve geribildirimlerini dinliyorum. Karar alma süreçlerine onları da dahil etmeye özen gösteriyorum. İş yapış şeklimizi daha modern ve esnek hale getirirken, temel değerlerimizden asla ödün vermiyoruz.
“Sadece ofis ortamında değil; fuar alanında, operasyon ve teknik işlerde de kadınların aktif rol almasını sağlıyoruz”
Tüyap Fuarcılık Grubu olarak, cinsiyet eşitliği konusuna her zaman büyük önem verdik. Kadın çalışan oranımızın yüksekliği, bu konudaki hassasiyetimizin bir göstergesi. Sadece ofis ortamında değil; fuar alanında, operasyon ve teknik işlerde de kadınların aktif rol almasını sağlıyoruz. Bu durum, sektörümüzde pek de alışılageldik bir durum değil. Ancak, Türkiye’nin genelinde iş hayatında cinsiyet eşitsizliğinin hala ciddi bir sorun olduğunun farkındayız. Bu nedenle, fuarlarımızda kadın girişimcileri ve yöneticileri ön plana çıkarmaya, onların başarı hikayelerini paylaşmaya özel bir önem veriyoruz. Kadınların iş dünyasındaki yerini güçlendirmeye yönelik paneller, seminerler ve atölye çalışmaları düzenliyoruz. Ayrıca, iş ortaklarımızla ve sektör temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde, cinsiyet eşitliği konusunu gündeme getiriyor, bu konuda farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.
Kadın liderler olarak, iş dünyasında eşitliği sağlamak için yapabileceğimiz çok şey var. Öncelikle, birbirimize destek olmalı, deneyimlerimizi paylaşmalı ve genç kadınlara rol model olmalıyız. Mentorluk programları, kadın liderlik ağları ve eğitimler, bu konuda önemli bir rol oynayabilir. Kendi şirketlerimizde ve etki alanlarımızda, cinsiyet eşitliğini gözeten politikalar uygulamalı, işe alım süreçlerinde, terfilerde ve ücretlendirmede adil ve şeffaf olmalıyız. Kadınların iş hayatında karşılaştığı zorlukları dile getirmeli, bu konuda farkındalık yaratmalı ve çözüm önerileri sunmalıyız. Ayrıca, erkek meslektaşlarımızla iş birliği yaparak, onları da bu sürecin bir parçası haline getirmeliyiz. Unutmayalım ki, cinsiyet eşitliği sadece kadınların değil, tüm toplumun yararına olan bir durum.
Genç kadınlara en önemli tavsiyem, kendilerini nitelendirdikleri ilk sıfatın “kadın” olmaması. Şu bir gerçek ki ciddiye alınmaları için karşı cinsten bir iş insanına göre daha çok çaba göstermeleri gerekecek. Bilgi ve beceri setlerini geliştirmeye yoğunlaşsınlar, toplumun onlara dayattığı sınırlamaların farkında olsunlar fakat bunu hayat yolculuklarının merkezi haline koymadan kendi potansiyellerine inansınlar ve güvensinler. İş görüşmelerinde kendilerine değer veren, onları destekleyecek şirketleri ve yöneticileri seçmeye özen göstersinler. Unutmayın, bir kadın olarak iş hayatında var olmak zorluklarla gelebilir, ancak bu zorluklar sizi yıldırmasın. Kendi sınırlarınızı çizin, haklarınızı savunun ve her zaman öğrenmeye, gelişmeye açık olun.



