Son birkaç yıldır markaların, maliyeti ne olursa olsun sürdürülebilirlik trenine atlamaya giderek daha istekli oldukları iyi biliniyor. Ancak emisyonları azaltma veya çevreyi kirleten süreçleri ortadan kaldırma çabaları, şirketler açısından her zaman tamamen gerçek olmuyor. Bu da markaları ve “greenwashing” (yeşil aklama) ithamlarıyla baş başa bırakıyor.
“Greenwashing” terimi, kayda değer bir sürdürülebilirlik çabası olmayan şirketlerin pazarlama ve iletişim çalışmalarında çevreye duyarlı olduğunu iddia etmesi olarak tanımlanıyor.
Ancak tüketiciler, şirketlerin genellikle inandığı kadar saf değiller. İnsanlar iklim değişikliğinin ve onun korkunç sonuçlarının daha fazla farkına vardıkça, markalardan operasyonlarının gezegen üzerindeki etkisi konusunda hesap vermelerini giderek daha fazla istiyor.
Ve en önemlisi son zamanlarda pek çok şirket haklı veya haksız nedenlerle aktivistler tarafından “greenwashing” suçlamalarına maruz kalıyor. Bu da markaların “greenwashing” yapıyormuş gibi görünme korkusu olarak tanımlanan “greenhusing” trendini ortaya çıkardı.
Greenhushing nedir?
Akademisyenler tarafından 2008 yılında ortaya atılan bu terim, iklim stratejileri hakkında sessiz kalmayı tercih eden şirketleri ifade ediyor.
Çünkü “greenwashing” ithamlarına maruz kalmaktan veya yetersiz kaldıklarında marka imajlarına zarar verilmesinden korkuyorlar.
Greenhushing ve Greenwashing nasıl ilişkilidir?
Greenhushing genellikle “greenwashing” suçlamalarından kaçınmak için kullanılır. Döngü öncelikle korkuya dayalı. “Greenhushing” olan şirketler, iklim hedefleri konusunda gerçekten açık olmanın çok az değeri ve birçok riski olduğuna inanıyor.
Bu hedeflere güven duysalar bile, bilmeden atladıkları veya abarttıkları bir şey açıklarlarsa başlarına gelebilecek suçlamalardan korktukları için övünme yoluna gitmezler.
Bu nedenle şimdilik en iyi çözüm, konudan tamamen kaçınmak ve insanlara iklim etkilerini saklamaya çalışıyormuş gibi görünmek.
Greenhushing yükselişte
İklim danışmanlığı şirketi South Pole tarafından yayınlanan bir rapora göre, aralarında teknoloji, finans ve mühendislik sektörlerinin de bulunduğu bazı şirketler, yanıt verenlerin %25’i bilime dayalı iklim hedefleri konusunda “sessiz kalıyor”.
Rapor, anket yaptığı 12 ülkeden 1.200 büyük özel şirketin yaklaşık dörtte birinin “net sıfır hedefleri” belirlediğini ancak ilerlemelerini duyurmamaya karar verdiğini buldu. Raporda, “Şirketler, neler sunabilecekleri konusunda alenen vaatlerde bulunmaktan çekiniyorlar.” diyor.
Rapora göre, şirketlerin çoğu iklim taahhütlerini yerine getirmek için daha fazla para harcarken bile “greenhushing” yaşanıyor.
Ankete katılan işletmelerin yaklaşık dörtte üçünün hedeflerine ulaşmak için daha fazla yatırım yaptığı tespit edildi.
Raporda, “Halkla daha az iletişim kurulması hedeflerin incelenmesini zorlaştırdığından ve bilgi paylaşımını sınırladığından, bu endişe verici bir eğilimdir” denildi.
Dava korkusu, bazı şirketleri iklim hedefleri hakkında tamamen konuşmaktan da caydırıyor olabilir.
İngiltere merkezli Enerji ve İklim İstihbarat Birimi’ne (ECIU) göre, dünyanın halka açık en büyük 2.000 şirketinden beşte biri, iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olmak için önümüzdeki 20 ila 30 yıl içinde “net sıfır” emisyon hedefi taahhüt etti.
Ancak çevreci gruplar, şirketlerin “temiz”, “yeşil” veya “sürdürülebilir” ifadelerinin aldatıcı olduğu iddiasıyla giderek artan sayıda dava açıyor.



