Sürdürülebilirlik günümüz dünyasında marka ve kurumlardan bağımsız hepimiz için birey bakış açısıyla da olmazsa olmazımız diyebilirim. Bir pazarlama profesyoneli olarak bu konuya kişisel bakmam hiçbir zaman mümkün olmadı.
Evet benim her zaman ilgim ve desteğim vardı fakat buna değer yaratacak bir pozisyonda olunca yönettiğim tüm markalarda hep “Bu konuya nasıl katkı sağlayabilirim?” diyen kişi oldum. Böyle bakınca bir önceki çalıştığım Balparmak’ta da alt markamız Komili ile son beş yıldır Bunge’de de sürdürülebilirliği daima işimizin odağında tutarak marka iletişimi yapmak yerine zeytinyağının kültürüne odaklanarak makro bir iletişim sürdürdüğüm buna liderlik ettiğim için gururluyum.
Sektörünün lideri bir tarım şirketi olarak, sadece bugünün değil, gelecek kuşakların da gıda ihtiyacını karşılamak için; biyoçeşitliliği korumak, sürdürülebilir tarımı teşvik etmek, çiftçilerimizin ve yerel toplulukların sosyal ve ekonomik refahını desteklemek için çalışıyoruz.
Bunge Gıda markalarından Komili Zeytinyağı olarak zeytin ve zeytinyağı kültürünü bu topraklarda yaşatmak için gerçekleştirdiğimiz tüm sürdürülebilirlik projelerimizi “Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye” adıyla tek çatı altında birleştirerek bu kapsamda pek çok proje yürütüyoruz. Zeytinyağı sektörünün lider markası olarak amacımız zeytin ve zeytinyağı kültürüne daha fazla ne katabiliriz. “Binlerce yıldır bu toprakların ayrılmaz parçası olan bu kültürü gelecek kuşaklara nasıl aktarabiliriz?” düşüncesiyle projeler geliştiriyoruz.
Geleceğimiz adına, çocuk yaştaki tüketicilerimizi zeytin ağacı ve zeytinyağının sağlığı ile tanıştırmak için MEB’lığı ile olan iş birliğimizden Ayvalık’ta kurduğumuz Komili Zeytin ve Zeytinyağı Enstitüsü’ne, 2018 yılından bu yana süren “Anıt Ağaç” projemizden artık gelenekselleşen Komili zeytin hasatlarına hayata geçirdiğimiz projelerin tamamında sürdürülebilirlik işimizin merkezinde konumlanıyor.
Her ne kadar hem zeytinyağı hem de meyvesinden, ağacına yarattığı kültürle binlerce yıldır bu toprakların ayrılmaz bir parçası olsa da pek çok farklı etkenden kaynaklı zeytinyağının ülkemizde gerektiği değeri görmediğini söyleyebilirim. Tam da bu sebeple hak ettiği değeri görmesi için tüm çalışmalarımızı, projelerimizi “Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye” tek söylem çatısı altında yürütüyoruz.
“Projelerimizi “Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye” tek söylem çatısı altında yürütüyoruz”
Zeytinyağı sektörünün lider markası olarak amacımız zeytin ağacının biyoçeşitliliğe katkısını ortaya çıkartmak, zeytinyağı kültürünün farkındalığının kazandırılmasını sağlamak ve sağlıklı nesiller yetişmesi için gereken kalite standartlarını korumaktır. Bu amaç için bütünsel yaklaşımla bilimsel veriye dayalı zeytinin Anadolu’dan başlayan hikayesini artık tüm dünyanın, binlerce yıldır bu toprakların ayrılmaz parçası olan bu kültürü gelecek kuşaklara nasıl aktarabiliriz buna yönelik projeler tasarlıyoruz.
Anadolu’da süren kazılarla iş birliği içerisinde toprağın altını da inceleyerek Türkiye’nin markalaşma sürecine hız kazandırmak için çalışıyoruz. Yaratım motivasyonunu kültürümüzden alan “Doğa Mirası” adlı ismini de lezzetini de Anadolu antik kentlerinden alan yeni bir ürün tasarladık. ‘Alalah’, ‘Göbeklitepe’, ‘Karahantepe Taş Tepeler’, ‘Kültepe’, ‘Miletos’, ‘Pergamon’, ‘Sagalassos’ ve ‘Tripolis’ten oluşan “Doğa Mirası” zeytinyağlarının her biri adını aldığı kentlerin 60 km çapındaki bölgedeki eşsiz ağaçların zeytinlerinden elde ediyoruz.
Komili olarak dünyanın pek çok farklı üniversitesinden ve tabii ki ülkemizden saygın bir bilim kurulu ile “Zeytin Kitabı: Bir tür, bir mekân, bin kültür” kitabının hazırlığını UNESCO ile iş birliği içerisinde sürdürüyoruz. Bu çalışma ile Anadolu’da zeytinin 12.000 yıllık hikayesini, insan ve zeytin ilişkisini anlatıyor. Projemize Anadolu’da çalışmalarına halen devam eden beş kazının başkanı ve dört akademisyenimiz liderlik ediyor. İngilizce ve Türkçe basılacak ve iki cilt olarak hazırlanan kitap tamamlandı.
Artık yayınlanma aşamasında olduğunu mutlulukla söyleyebilirim. Kendi kendine yetebilir gıda üreticisi bir ülke olmak ve ithalata bağımlı olmamak için mucize zeytin ağacının insanlık ile olan bağının tarihsel olarak ne zaman başladığına dair araştırmalarla iş birliği içerinde dünyaya arkeolojik açıdan bunu anlatmak ve Anadolu zeytinyağını tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz.
Bir diğer yandan bu yıl çok da güzel bir gelişme yaşadık. Marka olarak bizim de imzacıları arasında yer aldığımız T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın UNESCO’ya gerçekleştirdiği başvuru sonucunda Türkiye’nin geleneksel zeytin yetiştiriciliği UNESCO Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alındı. Ülkemizin 146 yaşında adı zeytinyağı ile anılan en güçlü markası Komili olarak kültürel değer zeytinyağını atalarından miras almış bölgesel üreticilerle el ele vererek iyi tarım uygulamalarını destekleyen ve sağlıklı nesillerin yetişmesi için temel gıda zeytinyağına, üretimine, çiftçisine sahip çıkılması gerektiğine inanıyoruz. Bu bakış açısı ile “Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye” başlığı altında yürüttüğümüz sürdürülebilirlik projelerini bu söylem kapsamında stratejik bir yaklaşıma dönüştürdük.
Bizim için “Kuşaklar Boyu Yaşasın Diye” bir slogandan öte, bilimsel verilerle desteklenen bütüncül bir platformu ifade ediyor. Bu inançla çıktığımız yolda bizim için; UNESCO’nun kararı büyük anlam ifade ediyor. Bu karar ile zeytin, zeytinyağı, zeytin ağacı, kültürümüz geleceğimiz koruma altına alınmış oluyor. Bu süreçte emekleri için başta Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız olmak üzere raporu hazırlayan Komili bilim kurulundaki akademisyenlerimizin tamamına ve başvuruda imzacı olan herkese teşekkürlerimi sizin vesilenizle bir kez daha sunmak isterim.



