Sürdürülebilirlik, artık sadece bir kelime olmaktan çıktı; gezegenimizi kurtarmak için acil bir eylem çağrısına dönüştü. Bu kritik dönemde, birçok şirket ve lider, daha iyi bir gelecek inşa etme sorumluluğunu üstleniyor. Ancak bazıları öne çıkarak ilham veriyor ve değişimin öncüsü oluyor. “Sürdürülebilirlik Yıldızları” olarak adlandırdığımız bu vizyonerler, sadece kendi markalarını değil, tüm dünyayı dönüştürme hedefiyle çalışıyorlar. Banvit BRF Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Gökçe Uysal Kürer de bu öncü isimlerden biri. Kürer hem kendi vizyonunu hem de Banvit BRF’in sürdürülebilir gelecek inşa etme taahhüdünü bizlerle paylaştı:
Sürdürülebilirlik konusundaki kişisel yolculuğum gıda sektörüne 16 yıl önce attığım ilk profesyonel adımla başladı. O dönemde henüz bu kavram bugünkü kadar gündemde değildi. Kariyerime başladığım ilk şirketten itibaren çalıştığım tüm kurumlarda doğal kaynakların verimli kullanımı güçlü bir değer olarak benimsenmişti. Sürdürülebilirlik zamanla benim için bir işveren seçimi kriterine dönüştü. Bu yaklaşımın yalnızca markaların iletişim dilini değil, karar alma süreçlerini de şekillendirdiğini gözlemledim. Kariyerimin henüz başında karşılaştığım bu bütüncül bakış açısı, sürdürülebilirliğe dair bende kalıcı bir farkındalık yarattı.
Bu farkındalıkla saha ziyaretlerine daha çok zaman ayırarak üretim süreçlerini yerinde gözlemlemeye başladım. Gıdanın yalnızca raftaki bir ürün değil toprak, su, emek ve tüketici tercihlerinin bir bütünü olduğunu fark ettim. O an itibarıyla bir ürünü pazarlarken lezzeti kadar, nasıl üretildiğine, ne kadar doğal kaynak tüketildiğine ve kimlerin emeğiyle sofraya geldiğine de bakıyorum.
Bugün geriye dönüp baktığımda, sürdürülebilirliğe olan ilgimin yalnızca çalıştığım şirketlerin politikalarıyla değil, aynı zamanda kendi dönüşüm yolculuğumla da şekillendiğini görüyorum.
“Üretim tesisimizde kullandığımız suyun ortalama %50’sini içme suyu kalitesinde geri kazanıyoruz”
Banvit, 57 senedir lezzeti ve kalitesiyle birbirinden farklı ürünlerini tüketicisiyle buluşturan köklü bir marka. IPSOS Beyaz Et Markaları Araştırması 2025’e göre de %47 oranla Türkiye’nin en çok tercih edilen tavuk eti markası Banvit.
Fakat biliyoruz ki bir markayı güçlü ve zamansız kılan sadece ürünleri değil aynı zamanda sahiplendiği değerlerdir. Banvit BRF olarak sürdürülebilirliği iş modelimizin odağına yerleştirmiş bir markayız. “Sıfır Atık” belgesine sahip tüm üretim tesislerimizde sıfır gıda kaybı felsefesi ile çalışıyoruz. Organik üretim atıklarımızı hayvan yemi sanayisinde kullanılmak üzere hammadde olarak veriyoruz. Düzenli olarak çalıştığımız barınaklara gıda yardımı yapıyoruz.
Üretim tesisimizde kullandığımız suyun ortalama %50’sini içme suyu kalitesinde geri kazanıyoruz. Karbon ayak izimizi olabildiğince küçültmek için Banvit BRF Ormanları projemiz ile 60.000 fidanı toprakla buluşturduk.
Diğer yandan sürdürülebilirlik bizim için sadece üretim süreçlerimizde attığımız adımlardan ibaret değil. Asıl farkın, bu bilincin yeni nesil tarafından bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi ile oluşacağına inanıyoruz. İşte bu vizyondan hareketle, bireylerde erken yaşta farkındalık uyandırmak ve davranış geliştirmek için 2008 yılında Akıllı Çocuk Sofrası projesini hayata geçirdik. Çocuklarda sürdürülebilirlik bilincinin erken yaşlarda gelişmesini amaçlayan bu proje ile çocuklarda gıda israfını önlemeyi ve sorumlu gıda tüketimi bilincini yaratmayı hedefliyoruz. Bu hedefle, Akıllı Çocuk Sofrası projemizin bir uzantısı olan Sürdürülebilir Gıda Merkezimizi geçtiğimiz aylarda KidZania İstanbul’da açarak çocuklarla buluşturduk. Merkezde çocuklar hem eğleniyor hem de gıda israfı hakkında bilgi edinerek sorumlu tüketim bilinci geliştiriyorlar. Bu tür farkındalıkların erken yaşta kazandırılmasının uzun vadede mutlaka fayda sağlayacağına yürekten inanıyoruz.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
Sürdürülebilirliğin yalnızca bir iletişim aracı olarak değerlendirilmesi bence iş dünyası için en tehlikeli tehdit. Bu yaklaşımı önce bireysel olarak benimsemeli, adımlarını hayatımıza katmalı ve sonra da dışarı taşımalıyız; yaşadığımız eve, çevreye, iş hayatımıza… gibi. Bahsettiğim bütüncül yaklaşım tam da böyle bir şey aslında. Önce ben inanacağım sonra adım adım hayatımın her alanında bu bilincin gerekliliklerini yerine getireceğim. İş hayatında da aynı şekilde. Yalnızca iletişimini yapmak için sürdürülebilir projeler yürütürsek gelişemeyiz, üzerine yeni bir şey, fayda koyamayız. Burada fark yaratan, sürdürülebilir bir iş modelini destekleyen sürdürülebilirlik adımlarının keşfedilmesi ve adımların planlanarak sistemli bir şekilde atılması.
Şirket işleyişinde bu taahhütlere önce tüm üst yönetim ekibinin inanması, imza atması ve desteklemesi lazım. Bu noktada kendimi çok şanslı hissediyorum; Banvit BRF’nin tüm İcra Kurulu ekibi, bu yola baş koymuş isimlerden oluşuyor. Burada herkes daha fazla nasıl fayda sağlarız, doğal kaynak tüketimini nasıl en aza indirgeriz diye akıl yürütüyor. Şirketlerde bu bilinci yaymak ve yaşatmak da iyi bir ekip çalışması gerektiriyor. Banvit BRF, bu değerlere sahip, sağ duyulu bir şirket.
“Ana şirketimiz BRF’nin küresel çapta 2050 yılına kadar tüm üretim zincirinde “Net Sıfır” sera gazı salımına ulaşılması taahhüdü bulunuyor”
Gıda güvenliği, sorumlu üretim ve doğal kaynakların verimli kullanımını yalnızca sürdürülebilirlik politikalarının değil aynı zamanda uzun vadeli iş stratejilerimizin de merkezinde görüyoruz. Küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketlerin öncelikli hedefi üretim süreçlerinde çevresel etkileri en aza indirmek, tedarik zincirlerini izlenebilir ve güvenilir hale getirmek. Banvit BRF olarak biz de şartlar müsaade ettiği sürece enerji ve su tasarrufu sağlayan üretim teknolojilerini kullanmayı, yenilikleri takip ederek üretim süreçlerimize entegre etmeyi ve bu adımlarımızı güçlendirerek ilerletmeyi istiyoruz.
Diğer yandan yine hedeflere ulaşılmasına engel bir durum olmadığı taktirde ana şirketimiz BRF’nin küresel çapta 2050 yılına kadar tüm üretim zincirinde “Net Sıfır” sera gazı salımına ulaşılması, buradan hareketle 2032 yılına kadar doğrudan emisyonlarını %51, değer zincirindeki emisyonlarını da %35,7 oranında azaltabilme taahhüdü bulunuyor. Bu doğrultuda biz de 4 yılda 60 bin fidanı toprakla buluşturduğumuz ve doğaya katkı sağlayacak ağaçlandırma projemizi gelecek yıllarda devam ettirebilmeyi istiyoruz.
Ayrıca 2024 yılında, Türkiye genelindeki üretim tesislerimizde kullandığımız 68.866 MWh (megawatt-saat) elektrik enerjisini, I-REC sertifikası kapsamında yenilenebilir kaynaklardan tükettik. Bu kaynak garanti sertifikası sayesinde, bize sağlanan hidroelektrik ve güneş enerjisiyle üretilen elektrik enerjisinin izlenebilirliğine sahibiz.



