Sürdürülebilirlik konusunda kişisel farkındalığım zamanla artarak gelişti. Yıllar boyunca, sürdürülebilirlik hakkında çokça okudum, dinledim ve öğrendim. Anladıkça, etkili olduğum alanlarda fark yaratma konusunda derin bir sorumluluk hissettim. İki çocuk babası olarak, gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakacağımız, sıkça düşündüğüm bir konu.
Toplumsal paydaşlarımız, şirketimizin çalışanları ve hissedarlarımız sürdürülebilirlik konusunda etkileşimde bulunmak adına, kişisel anlamda büyük bir ivme kazandı. Paydaşlarımız Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Kalkınma Hedefleri ile ilgili giderek artan bir farkındalık içerisindeler ve Enerjisa Üretim‘in bu konularda anlamlı adımlar atmasını bekliyorlar. Bu beklentiler, beni motive etmeye devam ediyor ve yaptığımız işin önemini sürekli hatırlatıyor.
Sürdürülebilirlik ile ilgili odaklanmış olduğumuz dört temel başlık bulunuyor.
Çevre ve İklim Değişikliği:
Bu alanda doğa onarımı ve emisyonların azaltılmasına yönelik yoğunlaştık. Operasyonlarımızı AB taksonomisi ile uyumlu hale getirme, döngüsel ekonomiye odaklanma, su kaynaklarının yönetimi, kirliliğin önlenmesi ve biyoçeşitliliğin korunması konularına yönelik uyguluyoruz. Belirli santrallerimizde 2030 yılına kadar net pozitif biyoçeşitlilik etkisi elde etmeyi ve değer zincirimizi karbonsuzlaştırmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar bir milyondan fazla fidanı toprakla buluşturduk. BM’nin “Ekosistem Restorasyonu On Yılı” ile uyumlu olarak her sene yaşımızın 10.000 katı kadar ağaç dikme taahhüdüyle bu yolda yürümeye kararlıyız. Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji üreticisi olan Enerjisa Üretim, iki ayaklı bir strateji ile karbon-nötr bir geleceğe doğru ilerliyor. Bu stratejinin ilk ayağı, 2025 yılına kadar mevcut portföyüne 1000 MW rüzgar enerjisi ve 150 MW hibrit güneş enerjisi entegre etme planlarıyla yenilenebilir enerji kapasitesini artırmaya odaklanıyor. İkinci ayak, Bandırma Enerji Santrali’nin sürdürülebilir ve yenilikçi iklim değişikliği azaltım projeleri kapsamında bir “Enerji Üssü”ne dönüştürülmesini içeriyor. Ekosistem bütünlüğünü korurken su-enerji-gıda bağlantısına benzersiz ve yenilikçi bir çözüm sunan agrivoltaik tarımın geliştirilmesine ve araştırılmasına öncülük ediyoruz.
Enerji Arz Güvenliği
Kesintisiz ve temiz enerjiyi rekabetçi koşullarla sunarak enerji arz güvenliğini sağlamak kritik bir önceliğimiz. Türkiye’de beş farklı teknolojiyle elektrik üreten tek şirket olarak, çeşitlendirilmiş ve dengeli bir elektrik üretim portföyüne sahibiz. Yenilenebilir enerji kapasitesini 2025 yılına kadar 1000 MW daha artırma çalışmalarımızın yanı sıra, termik teknolojili santrallerde lisans yenileme veya kapasite artışına gitmeyeceğimiz taahhüdünü verdik. Sürdürülebilir güç sağlamak için batarya depolama çözümleri kullanıyoruz. Hidroelektrik santral bakım faaliyetlerimiz yapay zeka tabanlı kritiklik analizi ile yönetiliyor. Türkiye’nin ilk yeşil hidrojen tesisinin 2022 yılında üssümüzde kurulmasının ardından, 2026 yılına kadar yılda en az 500 ton yeşil hidrojen üretmek için AB destekli bir proje yürütüyoruz. Tufanbeyli santralimizde ilk aşamada en az 300 MW güneş enerjisi kapasitesini entegre etmeyi ve santralin aynı zamanda bir veri işleme ve enerji depolama merkezi haline gelmesini planlıyoruz. Bu proje aynı zamanda yeşil dönüşümde adil bir toplumsal geçiş modeli için yeni fırsatlar yaratacak.
“İş gücü sürdürülebilirlik odağımız güvenli ve gelişime olanak tanıyan bir iş yeri yaratmaya dayanıyor”
İnsan ve Kültür
Enerjisa Üretim’in iş gücü sürdürülebilirlik odağı, güvenli ve gelişime olanak tanıyan bir iş yeri yaratmaya dayanıyor. Çalışan sağlığı ve güvenliği ve çalışan esenliğine odaklanarak başlayan bu taahhüt, çevre ve sürdürülebilirlik konularında yüksek bir farkındalığa kadar uzanıyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılığa yönelik güçlü politikalar geliştirip uyguluyoruz. Çalışanlarımızın yüksek lisans eğitimlerini destekliyoruz. İş yerinde çeşitliliği teşvik etmek için kadın temsil oranını yüzde 50’nin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. “Rüzgarı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar” programını başlattık. Bu altı aylık program, yeni mezun kadın mühendislere üç modülde teknik ve davranışsal eğitimler sunarak hem kişisel hem de profesyonel gelişimi teşvik ediyor.
Toplumsal Katkı
Enerjisa Üretim özellikle kaliteli eğitim ve cinsiyet eşitliğine odaklı sosyal katkı sağlamayı hedefliyor. Kadınların ve gençlerin fen, teknoloji, mühendislik, matematik alanlarında iş gücüne girişini artırarak topluma pozitif katkı sağlamaya yönelik birçok projeyi hayata geçiriyoruz. Örneğin ödüllü “Womentum Programı” üniversitedeki kadın öğrencilerin enerji sektörüne geçiş fırsatlarını arttırmaya yönelik özel eğitim desteği sağlıyor. Şu anda ikinci yılında olan bu program, 2.000’den fazla başvuru ve 2023 yılında mezun olan 805 öğrencisi ile önemli bir katılım gördü ve önemli bir sosyal yatırım getirisi yarattı. Buna ek olarak, şirketin bölgesel kalkınma alanındaki çabaları, hassas grupların sosyal hayata entegre edilmesini ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlayan çok sayıda projeye olanak sağladı. Bu projeler, kadın bal üreticilerine arıcılık eğitimi verilmesinden çocukların sporla tanıştırılmasına ve okulların fiziki ve teknik ihtiyaçlarının giderilmesine kadar uzanıyor.
Sürdürülebilirlik yolculuğunun barındırdığı bir karmaşıklık ve dinamizm var. Altını özellikle çizmek istediğim iki önemli hususa değinerek bunu açmaya çalışacağım. Birincisi, çevikliği korumak çok önemli; bu da temel olarak esneklik ve hızlı uyarlanabilirliği gerektiriyor. Kuruluşlar stratejilerini hızla değiştirmeye, yeni teknolojileri entegre etmeye ve değişen uluslararası/ulusal çevre politikalarına uyum sağlamaya hazır olmalı.
Bu çeviklik, firmaların sürdürülebilirlik çabalarında rekabetçi ve etkili kalmaları için gerekli. İkinci olarak, sürdürülebilirlik konusunda çevrenin korunması, sosyal adalet ve ekonomik faydayı kapsayan üçlü bir bakış açısının benimsenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirliğin bir boyutunun geliştirilmesinin istemeden de olsa diğer boyutlardan ödün verilmesine yol açabileceğini ve birbirine bağlı bu boyutların dengelenmesinin kolay olmadığını bilmek gerekiyor. Sürdürülebilirlik bir yandan olumsuz etkileri azaltırken diğer yandan olumlu sonuçları artırmaya çalışarak optimum bir denge arayan incelikli bir strateji gerektiriyor. Bütüncül ve dengeli bir yaklaşım, sürekli gelişen küresel ortamda sürdürülebilir bir şekilde gelişmeyi hedefleyen kuruluşlar için şart.
İnsanların yaşamları üzerinde iyileştirici bir etki yaratmayı ve gezegenimizin durumuna olumlu katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. İçinde yaşadığımız dünyayı teslim aldığımızdan daha iyi bir durumda bırakmaya kendimizi adadık. Bu amaçla, tüm imkan ve kabiliyetimizi en kalıcı ve en yüksek etki yaratabileceğimiz Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne (SKH’ler) odaklıyoruz. Bu başlıklarda bugüne kadar imza attığımız çalışmalarla sürdürülebilir iyileşmeler sağladığımızı ispat ettik; daha fazlasını da yapmaya kararlıyız. Amacımız sadece kısa vadeli acil ihtiyaçlara katkı sağlamak değil, aynı zamanda uzun vadeli ve sürdürülebilir değişikliklerin imzacısı olabilmek.



