Dünyanın önde gelen porselen üreticilerinden Bonna, sürdürülebilirlik odaklı yatırımları ve inovatif çevre dostu uygulamalarıyla küresel gastronomi dünyasında dikkat çekiyor. Bonna, üretimden lojistiğe, ürün geliştirmeden toplumsal katkıya kadar geniş bir yelpazede sürdürülebilirlik prensiplerini iş süreçlerine entegre ediyor.
2014 yılında, HoReCa sektörüne yönelik çözümler üretmek amacıyla Kar Porselen çatısı altında kurulan Bonna, bugün 6 kıtada 100’den fazla ülkeye ihracat yapıyor. İki yıl üst üste Türkiye’nin porselen ihracat şampiyonu olan marka; yaratıcı tasarımları, dayanıklı ürün yapısı ve zengin koleksiyonlarıyla uluslararası gastronomi profesyonellerinin tercih ettiği bir isim hâline gelmiş durumda. Bugüne kadar 40’tan fazla uluslararası tasarım ödülü kazanan Bonna, ürün kalitesini sadece estetikle değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumlulukla da güçlendiriyor.
Sektörde bir ilk: EPD sertifikalı porselen ürünler
Bonna, sofra ve mutfak eşyaları alanında Environmental Product Declaration (EPD) dünyadaki ilk sofra üstü ekipman markası olma unvanını taşıyor. The International EPD System (IES) tarafından onaylanan bu belge, markanın Cras ve Ground koleksiyonlarında geri dönüştürülmüş porselen atıklarını kullanarak çevresel etkilerini ölçme, azaltma ve şeffaf bir şekilde paylaşma kararlılığını simgeliyor.
LEED Gold Sertifikalı Depo ve Lojistik Merkezi ile net sıfır karbon başarısı
Markanın sürdürülebilirlik yolculuğundaki bir diğer önemli adımı ise net sıfır karbon emisyonu üreten, LEED Gold sertifikalı Depo ve Lojistik Merkezi oldu. Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından verilen bu sertifika, Bonna’nın lojistik operasyonlarında çevresel etkileri en aza indiren bir altyapı kurduğunu belgeliyor. Güneş enerjisiyle desteklenen, geri dönüştürülmüş ambalaj materyalleri kullanan, gelişmiş su ve atık yönetimi uygulamaları barındıran bu merkez, aynı zamanda sıfır karbon emisyonuyla faaliyet gösteriyor.

Üretimden tüketime: Her adımda sürdürülebilirlik
Bonna, ürünlerinin yaşam döngüsünü sürdürülebilirlik perspektifiyle yeniden tasarlıyor. Tek pişirimle daha az enerji harcayan, yerel kaynaklarla üretilen Premium Vitrified koleksiyonları hem çevreye duyarlı hem de çizilmelere ve darbelere karşı üstün dayanıklılık sunuyor. Dünyada kenar çıtlamalarına karşı ömür boyu garanti sunan ilk marka olan Bonna, üst düzey ürün performansıyla tabakların atıl olma süresini de minimize ediyor. Kenar çıtlamalarına karşı ömür boyu garanti sunulan ürünlerle atık oluşumu da önemli ölçüde azaltılıyor.
Marka ayrıca, %100 geri dönüştürülebilir ambalaj malzemeleri kullanıyor ve %99,9 geri dönüşüm oranı ile Sıfır Atık hedefini gerçekleştirmiş durumda. Su yönetimi uygulamaları sayesinde yalnızca 2024 yılında 18 olimpik yüzme havuzu büyüklüğünde su yeniden kullanıma kazandırıldı.
Sürdürülebilirlikte insanı merkeze alan yaklaşım
Bonna için sürdürülebilirlik yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal sorumluluğu da kapsıyor. İnsan haklarına saygılı, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilkelerine uygun insan kaynakları politikalarıyla çalışan refahını destekliyor. Eğitim programları, motivasyon artırıcı etkinlikler ve iç iletişimi güçlendiren uygulamalarla sağlıklı iş ortamları oluşturuluyor.
Aynı zamanda gastronominin geleceğine katkıda bulunma hedefiyle dünyanın saygın aşçılık okullarında genç şeflerin eğitimine destek sunan sosyal sorumluluk projeleri de markanın toplumsal sürdürülebilirlik anlayışını güçlendiriyor. Bonna, gastronominin geleceğini de düşünerek dünyanın önde gelen aşçılık okullarında ve gastronomi bölümlerinde genç şeflerin eğitimini destekleyen Kurumsal Sosyal Sorumluluk Politikaları da yürütüyor. “Ekipmansız Okul Kalmasın” isimli sosyal sorumluluk projesi ile gastronomi alanında eğitim gören gençlerin okullarına tabak desteği sağlıyor.

“Yarına da Kalsın” sosyal sorumluluk projesi çatısı altında yürütülen “Sürdürülebilir Gastronomi Buluşmaları” isimli konferansları düzenleyen Bonna, Türkiye’nin farklı illerinde yer alan pek çok üniversitede sektörün önde gelen gastronomi profesyonelleri ve akademisyenlerle birlikte gastronominin geleceği ve daha yaşanabilir bir dünya için toplumsal olarak ne gibi aksiyonlar alınabileceğini tartışıyor.



