Sosyal medyada son haftalarda hızla yayılan bir trend, şirket liderlerinin kendi ürünlerini gerçekten ne kadar deneyimlediğini tartışmaya açtı. McDonald’s CEO’su Chris Kempczinski’nin yeni “Big Arch” hamburgerini tanıttığı ve bizzat denediği video, yalnızca fast food kategorisinde değil, tüm sektörlerde yankı uyandırdı.
Bu videonun ardından Burger King CEO’su Tom Curtis Whopper’ı denerken kamera karşısına geçti, Wendy’s CEO’su Pete Suerken ise mutfağa girip kendi hamburgerini hazırladığı içerikle bu akıma katıldı. Böylece CEO’ların ürün deneyimini sahneye taşıdığı içerikler kısa sürede bir iletişim trendine dönüştü.
Trend büyüdü, mizah eleştiriye dönüştü
Ancak kullanıcılar bu içerikleri yalnızca izlemekle kalmadı, trendi genişleterek farklı sektörlere taşıdı. Sosyal medyada paylaşılan içeriklerde, “CEO’lar gerçekten kendi ürünlerini kullanabiliyor mu?” sorusu giderek daha sert bir tona büründü.
@rachel.c220 Frfr#news #usa #food they need to do it#viral #fyp ♬ original sound – music.rly
Örneğin bir kullanıcı, “Ticketmaster CEO’sunu kendi sitesinden konser bileti almaya çalışırken görmek istiyorum” diyerek deneyim sorunlarına dikkat çekti. Benzer şekilde teknoloji şirketleri de hedefteydi: “Microsoft CEO’sunun Teams, Outlook ve OneDrive’ı sorunsuz kullanmasını görmek istiyorum” gibi yorumlar, kullanıcı deneyimindeki kırılma noktalarını görünür kıldı.
Trendin bir başka boyutu ise iş dünyasına yönelik daha geniş eleştiriler oldu. Kullanıcılar, “Bir CEO’nun şirketindeki en düşük maaşla yaşamaya çalıştığını görmek istiyorum” gibi içeriklerle konuyu ürün deneyiminden çalışma koşullarına kadar genişletti.
Yönetim ile gerçek deneyim arasındaki kopukluk
Trendin bu kadar hızlı yayılmasının arkasında, kullanıcıların kurumsal liderleri “gerçek deneyimden uzak” görmesi yatıyor. McDonald’s CEO’sunun videosuna gelen yorumlarda, Kempczinski’nin ürünü “product” olarak tanımlaması ve iletişim tonu eleştiri konusu oldu. Kullanıcılar daha doğal, daha gündelik bir dil beklediklerini açıkça ifade etti.
Bu tepkiler, liderlerin yalnızca ürünleri temsil etmesinin yeterli olmadığını aynı zamanda o ürünleri gerçekten deneyimleyen biri gibi konuşması gerektiğini gösteriyor. Kullanıcılar, günlük hayatta karşılaştıkları sorunların üst yönetim tarafından yeterince bilinmediğini düşünüyor.
Trend aynı zamanda ürün tasarımı ve kullanıcı deneyimi konularına da işaret ediyor. Özellikle dijital ürünlerde yaşanan sorunların, üst yönetimin ürünü doğrudan deneyimlemesiyle daha erken fark edilebileceği fikri öne çıkıyor.
Test süreçleri, kullanıcı geri bildirimleri ve fokus grup çalışmaları zaten markaların gündeminde yer alıyor. Ancak sosyal medyadaki bu tartışma, bu süreçlerin liderlik seviyesinde ne kadar içselleştirildiğini sorguluyor.
Markalar için fırsat ama riskli bir alan
Bu akım, markalar için güçlü bir iletişim fırsatı sunuyor. Burger King’in ABD’de hayata geçirdiği ve Tom Curtis’in doğrudan kullanıcı geri bildirimlerini dinlediği telefon hattı, bu yaklaşımın somut örneklerinden biri.
Ancak bu tür içerikler yüksek risk de barındırıyor. Samimiyet sağlanamadığında ya da deneyim gerçekten sorunluysa, içerik hızla ters tepebiliyor ve itibar krizine dönüşebiliyor.
“CEO’yu görmek istiyorum” trendi, özünde iki temel gerçeği gün yüzüne çıkarıyor: Kullanıcılar artık liderlerin daha erişilebilir, daha insan ve daha gerçek olmasını istiyor. Ve bunu yalnızca bir kamera önü pozu olarak değil, organizasyonun her kademesinde içselleştirilmiş bir kültür olarak görmeyi talep ediyor. Bu talep ne kadar güçlü yankılanırsa, markaların buna vermesi gereken yanıt da o kadar somut olmak zorunda.



