Türkiye iş dünyasının farklı dinamiklerdeki şirketlerinin CEO’larını bir araya getiren “Belirsizlik Çağında Liderlik: CEO’ların 2026 Gündemi” özel dosyamızda, belirsizliğin kalıcı hale geldiği bir dönemde liderliğin nasıl yeniden kurulduğunu ele alıyoruz. Ekonomik dalgalanmalar, teknolojik dönüşümün hızı ve değişen tüketici beklentileri; şirketleri yalnızca büyüme hedefleriyle değil, değerler, kültür ve uyum yeteneği üzerinden de yeniden konumlanmaya zorluyor.
Bu çerçevede Kiğılı CEO’su Sena Suerdem, 2025 yılına dair değerlendirmelerinde perakende sektöründe artan maliyet baskıları, değişen tüketici davranışları ve operasyonel kırılganlıklar eşliğinde yaşanan dönüşüm sürecine odaklanıyor. Tedarik zinciri ve lojistikte yapılan sistem yatırımları, pazarlama iletişimi ve müşteri deneyimine entegre edilen yapay zeka uygulamaları, omnichannel altyapının güçlendirilmesi ve marka kimliğinin yeniden konumlandırılması; yılın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. 2026 perspektifinde ise ölçeklenmiş dönüşüm yaklaşımı, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi, yapay zekanın operasyonel süreçlerde derinleşen rolü, verimlilik ve “Sıfır İsraf” odağı ile global büyüme gündeme geliyor. Ekonomik, teknolojik ve kültürel belirsizlikler bağlamında; esnek tedarik yapıları, veriyle yönlenen perakende modelleri, mikro trendlerin etkisi ve organizasyonel dönüşüm hızı da ele alınan temel konular arasında bulunuyor:
“CEO’ların 2026 Gündemi”nin tüm katılımcıları için tıklayın
2025 yılı, Kiğılı için dönüşümün sadece kağıt üzerinde kalmadığı, somut ve görünür sonuçlarla pekiştiği bir yıl oldu. Türkiye perakende sektörünün yüksek enflasyon, maliyet baskıları ve hızla değişen tüketici davranışlarıyla yeniden şekillendiği bu zorlu dönemde, mevcut tabloyu stratejik bir ivmeye dönüştürmeyi başardık. Bu yılı bizim için “dönüşüm, yenilenme ve risklerle yüzleşme yılı” olarak tanımlayabiliriz.
Yılın en belirleyici gelişmeleri arasında; tedarik zinciri ve lojistik alanında yaptığımız sistem yatırımları ile pazarlama iletişimi ve müşteri deneyimi süreçlerine entegre ettiğimiz yapay zeka yatırımları öne çıktı. Omnichannel (çoklu kanal) stratejimizin karşılığını aldığımız, altyapımızı yenileyerek dijital yatırımlarımızı artırdığımız bir dönem geçirdik; bu da bize ciddi bir online kanal büyümesi getirdi. Ayrıca operasyonel pürüzleri giderip verimliliği merkeze aldığımız “Kiğılı Sıfır İsraf” yaklaşımımız ve uluslararası pazarlarda yeni açılımlar için yurtdışı yapılanmamızı revize etmemiz, yılın en güçlü stratejik hamleleriydi.
Bu süreçte bizi en çok zorlayan başlıklar ise şüphesiz maliyet yönetimi ve üretim tarafındaki kaynak planlaması oldu. Enflasyonla paralel ilerlemeyen fiyatlamalar karşısında, maliyetlerin çok daha hızlı yükselmesi, dengeyi bulma noktasında bizi zorladı. Özellikle Türk Lirası’nın güçlü tutulması ihracat kaslarımızı zayıflatırken, tedarik ve üretim tarafındaki genel sektör krizi ve makroekonomik baskılar da yönetilmesi gereken en kritik risklerdi.
Ancak tüm bu zorluklara rağmen; tedarik, planlama ve stok yönetimini dijitalleştirerek operasyonel altyapımızı güçlendirdik. Marka kimliğimizi yenileyerek Kiğılı’yı sadece bir “klasik erkek giyim” markası olmaktan çıkarıp, “modern erkeğin yaşam tarzı markası” olarak konumlandırdık. Dijital pazarlama ve görünürlük yatırımlarımızla markamızı güncel tuttuk ve geleceğe hazırladık.
“2026 yılını Kiğılı için “ölçeklenmiş dönüşüm yılı” olarak görüyoruz”
2026 yılını Kiğılı için “ölçeklenmiş dönüşüm yılı” olarak görüyoruz. Şirketimizin dijitalleşme, verimlilik ve global büyüme ekseninde ciddi bir ivme yakalayacağı kritik bir eşikteyiz. Bu yıldaki en büyük sıçramayı, müşteriye ‘değer yaratacak’ hizmetlerin geliştirilmesi ve teknolojiyi operasyonel süreçlerin kalbine yerleştirerek gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
Öncelikli hedeflerimizi dört ana başlıkta topladık. İlk olarak, “Benim Kiğılı’m” stratejisi ile müşterilerimize sunduğumuz deneyimi tamamen kişiselleştirmeyi amaçlıyoruz. İkinci olarak, dijitalleşme ve yapay zekanın operasyonel etkisini derinleştireceğiz; talep tahmini, stok optimizasyonu ve müşteri hizmetlerinde yapay zeka artık yardımcı bir araç değil, ana karar verici mekanizma olacak. Üçüncü hedefimiz, “Kiğılı Sıfır İsraf” yaklaşımını kurum kültürüne tam entegre ederek hız, verimlilik ve kârlılığı eş zamanlı yükseltmek. Son olarak ise global büyümede vites artıracağız. E-ihracatta ölçeğimizi büyütürken, yurtdışı fiziki kanallarda ise seçici ve sürdürülebilir büyüme modelleriyle ilerleyeceğiz.
“Yüksek öngörülebilirlik beklemek yerine, esnekliği ve çoklu senaryo planlamasını merkeze alan şirketler ayakta kalacak”
Belirsizliğin geçici bir durum değil, artık yeni bir “işletme normu” haline geldiği bir dünyadayız. Gelecek öngörümüzü üç temel eksende şekillendiriyoruz:
Ekonomik olarak dalgalı ve düzensiz bir büyüme bekliyoruz. Küresel ekonomi “orta-yüksek enflasyon ve düşük büyüme” sarmalına sıkışmış durumda. Bu tabloda tedarik zincirleri bölgeselleşiyor, “yakın üretim” (nearshoring) ve çoklu tedarikçi stratejileri kalıcı hale geliyor. Yüksek öngörülebilirlik beklemek yerine, esnekliği ve çoklu senaryo planlamasını merkeze alan şirketler ayakta kalacak.
Teknolojik açıdan, yapay zeka ve otomasyonun ana eğilimi domine edeceği bir dönemdeyiz. Yapay zeka artık sadece pazarlama veya içerik üretimi için değil; tedarik, üretim, planlama ve fiyat optimizasyonu gibi perakendenin “operasyonel beyni”ni dönüştürmek için var. Teknolojiyi bir maliyet kalemi değil, bir hayatta kalma aracı olarak konumlandıran firmalar öne çıkacak.
Kültürel olarak ise “tek tip tüketici” kavramının bittiği, mikro-trendlerin hakim olduğu bir dönemdeyiz. Sadakat artık markaya değil, deneyime duyuluyor. Erkek giyiminde “minimal, konforlu ve zorlanmadan iyi görünme” kültürü yaygınlaşıyor ki bu da Kiğılı gibi markalar için önemli bir alan açıyor.
Bu tabloda en büyük risk, operasyonel aksama değil, “operasyonel kırılganlık”tır. Yani “talep var ama ürün yok” riskinin, “talep yok ama stok var” riskinden daha büyük hale gelmesidir. Üretim ve tedarik zincirindeki kırılganlık, karlılığı yok edip pazar payı kaybına yol açabilir.
Buna karşın en büyük fırsat ise dijital iş modeli dönüşümü ile yakın üretim avantajının kesişiminde yatıyor. Veriye dayalı, kendi kendine optimize olan bir perakende yapısı kuran (AI-driven retail brain) ve bunu Türkiye’nin coğrafi avantajıyla birleştirip esnek tedarik modelleriyle (Smart Local Supply) destekleyen markalar, 2026-2030 döneminin kazananı olacaktır.
“Müşteri odaklılık artık bizde bir proje değil, çalışma biçimi haline geldi”
Beni en çok umutlandıran konu, Kiğılı’nın bugün net bir stratejik yönünün olması ve bu yol haritasının tüm şirket tarafından sahiplenilmiş olmasıdır. Müşteri odaklılık artık bizde bir proje değil, çalışma biçimi haline geldi. Dijitalleşmeyi bir teknoloji yatırımı olarak değil, bir karar alma kültürü olarak görüyoruz. Globalleşme ise bizim için bir risk değil, markamızın doğal bir genişleme alanı.
Beni en çok düşündüren, üzerinde en hassasiyetle durduğum konu ise yetenek ve dönüşüm hızının uyumudur. Teknoloji yatırımlarımızın, insan kaynağımız ve organizasyonel kapasitemizle aynı hızda derinleşmesi hayati önem taşıyor. Ancak biz bunu korkulacak bir risk olarak değil, doğru yönetilmesi gereken bir liderlik sorumluluğu olarak görüyoruz.



