Farklı sektörlerin önde gelen CMO’larını bir araya getiren “CMO’ların 2025 Yol Haritası” dosya haberimizde, Adel/Faber-Castell CMO’su Murat Büyükkucak, 2024’ten aldığı önemli dersler ve deneyimlerle 2025’e yönelik stratejik yol haritasını ve pazarlama dünyasında öne çıkacak trendleri paylaştı.
Türkiye’de kırtasiye denilince ilk akla gelen isim olarak, hayallerini şekillendirip renklendirerek iz bırakmak isteyen herkesin hayatında olma vizyonu ile çalışıyoruz. Bugün Faber-Castell, Graf von Faber-Castell, Adel ve Panfix markalı kırtasiye ürünlerimiz ile kalitesi ve marka bilinirliği yüksek, her yaşa hitap eden geniş bir ürün portföyüne sahibiz.
Adel/Faber-Castell olarak, 55 yılı aşkın tecrübenin sağladığı bilgi birikimiyle bu yıl daha güçlü bir değer önerisine odaklandık ve ürünleriyle, kalitesiyle çok iyi bilinen Faber-Castell markamızın sektördeki liderliğini pekiştirecek iletişim çalışmalarına hız verdik. Yeni stratejik hedeflerimiz doğrultusunda “Faber’in Var Mı?” reklam kampanyamız ile markamızı tüketicilerimizle çok güçlü bir iletişim ile tekrar bir araya getirdik.
“Kendi çocuklarımıza kullandırmayacağımız hiçbir ürünü piyasaya sunmuyoruz”
Okula dönüş döneminde yayınladığımız reklam filmimiz Ipsos tarafından gerçekleştirilen AdWatch Eylül ayı araştırmasına göre aynı dönemde yayınlanan tüm reklamlar içerisinde en çok hatırlanan 7. reklam oldu. Aynı araştırmaya göre her 10 kişiden 6’sı reklamımızı beğendiğini ve reklam hakkında konuştuğunu belirtti. (WOM)* Elde ettiğimiz başarılı sonuçlar da kampanyamızın markamız için ne kadar güçlü ve etkili bir iletişim aracı olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.
İletişim çalışmalarımızın yanı sıra bizi sektörde öne çıkaran diğer önemli dinamiğin ise hiç şüphesiz ki ürün güvenliği konusuna olan hassas yaklaşımımız olduğunu söyleyebilirim. Sorumlu üretim anlayışını benimseyen ve ürün güvenliğini üretim süreçlerinin merkezine alan bir şirket olarak “Kendi çocuklarımıza kullandırmayacağımız hiçbir ürünü piyasaya sunmuyoruz.” prensibiyle hareket ediyoruz. Bu doğrultuda yılda ortalama 10 bin ürün güvenliği testi ve 30 bin ürün kalitesi testi gerçekleştiriyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu testler ile müşteri deneyimini artırırken markamız nezdindeki güven algısını da pekiştiriyoruz. Her yıl tüm fiyat segmentlerine hitap eden 300’e yakın yeni ürün tasarlıyor, müşterilerimizin geri bildirimlerini dikkatle dinleyerek ürünlerimizi sürekli olarak geliştiriyoruz.
“Değer algısını güçlendirmeyi hedefliyoruz”
Araştırmaların da ortaya koyduğu üzere son yıllarda tüketici tercihlerinde ciddi bir dönüşüm yaşandı. Özellikle son iki yılda marka değeri tüketicilerin seçim kriterlerinde oldukça etkili hale geldi ve bu etki de giderek artacak. NielsenIQ’nun Haziran 2024’te yayınladığı SpendZ raporu da; dünya nüfusunun %25’ini oluşturan Z kuşağında marka sadakati oluşturmak için kişiselleştirme, deneyim yaratma ve kolaylaştırma gibi unsurları en önemli faktörler olarak ortaya koyuyor. Özgünlük, değer, kalite kavramları ise en önemli “değerler” olarak öne çıkıyor. Bir ürün için değer algısı dendiğinde de elbette akla gelen ilk başlıklar ürünün uygun fiyatlı olması ve fonksiyonelliği oluyor.
Adel/Faber-Castell olarak geçtiğimiz yıl benzer bir içgörüden yola çıkarak 12 milyon kişilik örneklem grubunu kapsayan bir tüketici analizi yaptırdık ve ebeveynlerin kırtasiye satın alım kararlarıyla ilgili motivasyon ve tercihlerini tespit etmeye çalıştık. Araştırmamızdan elde ettiğimiz en temel bulgu “Duygusal Zekâ ve Yaratıcılık Bağlantısı” oldu. IQ’dan (Zeka Katsayısı) farklı olarak Gelişmiş Duygusal Zeka (EQ) güçlü ilişkiler kurmayı, daha iyi bir iş performansını ve iyi oluş halini yansıtıyor. IQ’nun tersine EQ kalıtsal değil, eğitim ve aktivitelerle geliştirilmesi mümkün. Bu verilerden hareketle bizler de markamızı duygusal zekâ ve yaratıcılığın gelişimine katkıda bulunan bir “deneyim markası” olarak konumlandırıyoruz ve tüketicilerimizin beğenisine sunduğumuz her üründe markamızın değer algısını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Gelecekte de bu algıyı pekiştirecek çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Adel/Faber-Castell olarak en önemli stratejik önceliklerimizden biri sürdürülebilir büyümeyi desteklemek için; pazarın sunduğu büyüme fırsatlarını en iyi şekilde değerlendirmek, ürünlerimizin sunduğu faydaya ve değer algısına odaklanarak yeni ürün tasarlama, kategori geliştirme ve iyileştirme çalışmalarına ağırlık vermek.
“Adel/Faber-Castell’i bir Eğitim ve Ofis Teknolojileri Şirketi haline getirmek için çalışıyoruz”
Bilindiği gibi teknolojik dönüşümler ve e-ticaretin artan etkisi tüm sektörleri önemli ölçüde etkiledi. Elbette bu değişim kırtasiye ürünlerinin dijital platformlarda daha fazla yer almasına ve alışveriş deneyiminin daha erişilebilir olmasına olanak tanıdı. Bizler de bu dönüşümün getirdiği rüzgarı arkamıza alarak, gerek planladığımız yatırımlarla, gerekse ürün portföyümüzü daha verimli ve zengin hale getirmek için kurduğumuz temaslarla işimizi geliştirmeyi sürdüreceğiz. Buna ek olarak e-ticaret kanallarını daha etkin şekilde kullanarak ürün kanal matrisine uygun planlamalar ile müşterilerimize daha odaklı hizmet sunmayı sürdüreceğiz.
Bu hedefler doğrultusunda Adel/Faber-Castell’i geleneksel bir kırtasiye şirketi olmanın ötesinde zamanın ruhuna ve gereksinimlerine uygun, ürün portföyü geniş bir Eğitim ve Ofis Teknolojileri Şirketi haline getirmek için çalışıyoruz. Aynı zamanda EdTech (Education Technologies) adıyla bilinen teknolojik ve inovatif ürünleri portföyümüze eklemek ve tüketicilerimizle buluşturmak üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Bu çalışmaların yanı sıra gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğumuzun bilinciyle sürdürülebilirliği iş stratejilerimizin merkezine yerleştiriyoruz. 2025 yılında da üretim döngüsünde sürdürülebilirlik ve ürün güvenliği odağıyla fark yaratmaya devam edeceğiz.
“Deneyimi değer önerisine dönüştürmek” en çok üzerinde durulması gereken başlık olacak”
Araştırmalar 2025’te tüketicilerin yeni markaları denemeye açık ancak daha az tüketmeye eğilimli olacağını gösteriyor. Bu doğrultuda markaların daha sadık tüketicilere odaklanması gerektiği de hepimiz için çok önemli bir hedef olarak öne çıkıyor. Bu yüzden doğru odak alanı belirleyerek hedef kitleye uygun değer önerisi seçmek kritik bir önem taşıyacak. Kısacası, “deneyimi değer önerisine dönüştürmek” yeni dönemde en çok üzerinde durulması gereken başlık olacak. Tüketicilerin sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk konularında markalardan daha fazla şeffaflık talep edeceği de çok belirgin bir gerçek.



