• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa IN-DEPTH Görüş

İşveren markasının yeni hikaye anlatıcıları: Çalışanlar

Boyner Grup & Boyner Büyük Mağazacılık İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Seda Kayrak Kızıltan ve Enerjisa Üretim Kurumsal İletişim Müdürü Enes Battal ile çalışanların oluşturduğu içerik trendini ve şirketlerin bu içeriklere yönelik stratejik yaklaşımlarını değerlendirdik.

Sevil Kişin Sevil Kişin
28 Kasım 2024
Görüş

Günümüzün rekabetçi iş dünyasında, markalar sadece ürün ve hizmetleriyle değil, aynı zamanda işveren markası stratejileriyle de fark yaratmaya çalışıyor. Bu stratejinin en güçlü ayaklarından biri de çalışanların sosyal medyada oluşturduğu içerikler. Şirketlerin iç hikayelerinden beslenen ve samimi bir dil sunan bu içerikler, markaların topluluk oluşturma çabalarını desteklerken, yeni nesil yetenekleri cezbetmekte de kritik bir rol oynuyor. Ancak bu yaklaşım beraberinde itibar ve güvenlik riskleri de getirebiliyor.

Çalışanların içerik üretimi neden önemli?

Reklamların sıkça karşımıza çıktığı dijital ortamda, tüketiciyle organik ve samimi bir bağ kurmak her zamankinden daha büyük bir önem taşıyor. Şirketler, işveren markalarını güçlendirmek ve yetenek kazanımını artırmak için çalışanlarının özgün hikayeler anlatmasını teşvik ediyor. Kullanıcı tarafından oluşturulan içeriğin (UGC) bir uzantısı olan ve çalışanların oluşturduğu içerik (EGC) olarak adlandırılan bu trend, şirketlerin markalarını daha insani ve erişilebilir hale getiriyor.

Bu yaklaşım, sosyal medyanın iş dünyasında artan etkisiyle daha da yaygınlaştı. CareerArc tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Amerikalı iş arayanların %58’i potansiyel işverenleri hakkında sosyal medyada bilgi arıyor ve Z kuşağı ile Y kuşağının %48’i bu platformlarda buldukları iş ilanlarına başvuruyor.

Şirketler, yalnızca iletişim ve topluluk oluşturma stratejilerini güçlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda yeni nesil çalışanların ilgisini çekmek için de bu içeriklere yöneliyor. Bu eğilim, #worklife, #officelife ve #ofistebirgün gibi hashtag’lerle paylaşılan binlerce video ve milyonlarca görüntülemeyle sosyal medyada hızla büyüyor. Pek çok içerik, doğrudan sosyal medya ekipleri tarafından planlanırken, çalışanların günlük iş yaşamından spontan paylaşımları da bu dinamiğin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Örneğin, danışmanlık firması PwC’nin Lüksemburg’daki ofisinden alınan bir video 6,5 milyondan fazla izlendi. İki çalışan arasındaki dostane ilişkiyi ve tüm işleri birlikte yapma tutkusunu mizahi bir dille anlatıyor.

@pwc_luxembourg Everything is a two-person job when your work bestie is around… ✨🫶 Teamwork makes the dreamwork! No headphones were harmed during the recording 🎧 #teamwork #workbestie #officelife #corporatehumor #coworkers ♬ Better Off Alone – Alice Deejay

Bu trendin en büyük etkisi ise işveren markasına yönelik oluyor. Yetenek kazanmanın ve mevcut yetenekleri elde tutmanın giderek zorlaştığı bir ortamda, çalışanların oluşturduğu içerikler, potansiyel adaylar için adeta bir tanıtım mektubu niteliği taşıyor. Şirketler, çalışanlarının özgün ve samimi paylaşımları aracılığıyla şirket kültürünü gözler önüne seriyor ve ekiplerinin bir parçası olmanın ne anlama geldiğini gerçek yaşam deneyimleri üzerinden aktarabiliyor.

EGC, planlı ve kurumsal içeriklerin yanı sıra, çalışanların spontane ve organik olarak oluşturduğu paylaşımları da kapsar. Birçok çalışan, şirketle kurdukları duygusal bağ ve iş yaşamının günlük akışını doğal bir şekilde paylaşma isteği nedeniyle iş rutinlerini, ofis ortamını veya ekip içindeki etkileşimleri sosyal medyada sergiliyor. Bu samimi paylaşımlar, şirketin günlük yaşamını ve kültürünü dış dünyaya göstererek markaya dair otantik bir resim çizmeye katkıda bulunuyor.

@deloittehungary Rise and grind, but first, let’s see how everyone arrives at work!🚦☕️ #deloitte #hungary #officehumor #officelife #people #corporate #fyp #viral ♬ original sound – DJ L BEATS

Enerjisa Üretim Kurumsal İletişim Müdürü Enes Battal, bu yaklaşımın faydalarını kendi şirket deneyimleri üzerinden şu sözlerle anlatıyor: “Günümüzde sosyal medya için içerik üretirken yeni nesil yaklaşımları benimsemek ve alışılagelmiş yöntemlerin dışına çıkmak gerekiyor. Her ortamda ve koşulda merkeze koyduğumuz insan faktörünü, içerik üretimi ve yönetimi konusunda da paydaş olarak görerek hareket etmek oldukça önemli. Ekip arkadaşlarımızın ürettiği içerikler, markamızın samimiyetinin somut bir göstergesi olmakla birlikte çalışanların şirkete olan bağlılığını da ortaya koyuyor. Bu içerikler, sahip olduğumuz kültürün dış dünyaya yansıtılmasında bize destek olmakta ve özellikle Linkedin gibi iş odaklı sosyal platformlarda erişim ve etkileşim rakamlarımızı olumlu anlamda etkiliyor. “Rüzgarı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar” projemizde yer alan arkadaşlarımızın Linkedin üzerinden yaptığı paylaşımlar, 2024 yılı içerisinde şu ana dek en çok beğeni ve etkileşim alan paylaşımlarımız oldu. Bu paylaşımların Enerjisa Üretim’in gönderi skorlarını dahi geride bıraktığını söyleyebiliriz. Bu sonuçlar doğru bir strateji ile konuya yaklaştığımızı ve şirketimizin itibarı üzerinde olumlu etki yarattığını ortaya koydu.”

Battal’a göre, çalışanların içerik üretimi markanın itibarı üzerinde olumlu bir etki yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda yeni yetenekleri cezbetmek ve mevcut çalışanların bağlılığını artırmak açısından da önemli bir araç haline geliyor.

@hazaltekinarslan Unilever Office Day as a Digital Marketing Intern #officeday #benimlebirgün #ofisgünlükleri #unilever #workvlog #fypシ #keşfetbeniöneçıkartiktok ♬ Aesthetic – Tollan Kim

Özgünlük ve itibar arasında ince çizgi

Çalışanların sosyal medyada içerik üretmesini teşvik etmek, birçok avantaj sunsa da önemli riskleri de beraberinde getiriyor. Çalışanların şirket değerlerine aykırı mesajlar paylaşması, gizlilik kurallarını ihlal etmesi veya kurumsal kimliğe uygun olmayan paylaşımlar yapması, markanın itibarını zedeleyebilir.

Son dönemde, özellikle genç çalışanlar arasında, işten çıkarma süreçlerini, çalışma koşullarını veya iş ortamını eleştiren içeriklerin sosyal medyada yaygınlaşması dikkat çekiyor. Bu tür paylaşımlar, şirketlerin marka değerine zarar verebileceği gibi, kurumsal iletişim açısından da zorlu bir tablo ortaya koyuyor.

@huesoperro_ Thanks, I hate it!! #job #fastfoodworkers #employee #fastfood #fyp #foryoupage ♬ Heaven Knows I’m Miserable Now (2011 Remaster) – The Smiths


Bu riskleri yönetmek için proaktif bir strateji geliştirdiklerini belirten Battal, Enerjisa Üretim’in bu konuda aldığı önlemlerden bahsediyor: “Çalışanlar tarafından üretilen içeriklerde şirketin değerlerini ve kültürünü yansıtmayan mesajlar verilmesi, gizlilik konusunun ihlal edilmesi ve markanın DNA’sı niteliği taşıyan kurumsal kimliğin kurallarına uyulmadan paylaşımlar yapılması gibi riskler mevcut. Bu konuyu yönetmek için aldığımız en önemli aksiyon, aramıza yeni katılan tüm ekip arkadaşlarımızın Kurumsal İletişim biriminin oryantasyonundan geçiyor olması. Bu oryantasyonlarda değindiğimiz en önemli konu ise itibar ve gizlilik oluyor. Ekip arkadaşlarımız, hangi şartlarda ve koşulda nasıl içerikler paylaşabilecekleri konusunda detaylı bilgi sahibi oluyor ve görüş ya da onay almak konusunda Kurumsal İletişim ekibimize her an ulaşabiliyor.”

Battal ayrıca, çalışanların içerik üretim sürecine katılımını artırmak amacıyla düzenli planlar oluşturduklarını şu sözlerle ifade ediyor: “Aylık ve yıllık olarak hazırladığımız iletişim planlarımızda ekip arkadaşlarımızın içerik üretimi konusunda bizimle nasıl çalışacağı konusunu önden belirlemiş oluyoruz. Hedeflediğimiz projelerde ise süreç boyunca ekip arkadaşlarımızla yakın temas halinde çalışıyor, içerik ve düzenleme anlamında kendilerine mentorluk sağlıyoruz. Sosyal medya ajansımız da hem kreatif hem de stratejik taraftaki desteği ile bu sürecin önemli bir parçası. Zaman zaman ekip arkadaşlarımızın santrallerden çektikleri fotoğraf veya videoları ise sosyal medya içeriklerimizde kullanıyoruz. Bu da çalışanların bağlılığı ve motivasyonunu artırıcı bir unsur oluyor.”

Özgünlük ve itibar arasında denge kurmak

Çalışanların oluşturduğu içerikler, işveren markası için güçlü ve özgün bir araç olarak dikkat çekiyor. Şirketler, çalışanlarının hikayelerinden ve deneyimlerinden yararlanarak topluluk oluşturma, itibar yönetimi ve yetenek kazanımı gibi kritik hedeflere ulaşabiliyor. Ancak bu stratejinin sürdürülebilir olması, yalnızca çalışanları desteklemekle değil, aynı zamanda doğru planlama, eğitim ve kapsamlı bir denetim süreci ile mümkün hale geliyor. Markalar, çalışanların özgün içerik üretimini teşvik ederken, itibar risklerine karşı stratejik bir yaklaşımla hareket etmeli.

EGC’nin sağladığı otantik içeriklerin etkisi, ancak marka DNA’sına uyumlu ve güvenli bir çerçeve içinde yönetildiğinde gerçek anlamda ortaya çıkabilir. Bu nedenle, gelecekte çalışanların içerik üretimi, şirketler için hem bir fırsat hem de dikkatle yönetilmesi gereken stratejik bir sorumluluk olarak varlığını sürdürecek.

Güncelleme

Geçtiğimiz hafta yayınladığımız haberimizde Enerjisa Üretim Kurumsal İletişim Müdürü Enes Battal’ın yorumlarıyla bu sürecin iletişim tarafındaki yansımalarını ele almıştık. Şimdi ise rotayı insan kaynakları perspektifine çeviriyoruz. Boyner Grup & Boyner Büyük Mağazacılık İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Seda Kayrak Kızıltan, çalışanların içerik üretimine katılımını nasıl teşvik ettiklerini ve bu sürecin işveren markasına nasıl katkı sağladığını detaylarıyla anlatıyor. Kızıltan’ın açıklamaları, çalışan içeriklerinin gücünü keşfetmek isteyen markalar için yol gösterici nitelikte.

“Çalışanların iş süreçlerine ve şirket kültürüne dair yaptıkları paylaşımlar, bir markanın yalnızca söylemlerle sınırlı kalmadığını, değerlerini ve kültürünü nasıl hayata geçirdiğini net, organik ve etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor.

Çalışanların deneyimlerinden doğan bu içeriklerin, potansiyel yeteneklere rehberlik ve ilham sunmanın ötesinde, mevcut çalışanlar arasında bağlılık ve aidiyet duygusunu pekiştirdiğini de gözlemliyoruz. Aynı zamanda şirketin vizyonunu daha görünür kılıyor ve markayı insan odaklı bir topluluğa dönüştürüyor.

Paylaşılan içeriklerin, şirketin yalnızca bir işveren olmadığını; aynı zamanda bireylerin potansiyellerini geliştirebileceği ve başarılarını paylaşabileceği bir alan sunduğunu da biliyoruz. Bu içerikler yalnızca iç iletişimi güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda dış dünyada da geniş yankı uyandırıyor.

Potansiyel yetenekler için bir ilham kaynağı olurken, müşteriler ve iş ortakları için şirketin insana verdiği önemi ve toplumsal sorumluluğunu daha görünür hale getirdiğine inanıyoruz. Bu hikayeler sayesinde bir marka, sadece ticari bir kimlikten öteye geçerek, değerlerini yaşatan ve topluma ilham veren bir yapı haline geliyor. Böylece çalışanlar ve markalar arasındaki bağ, ortak başarıları geleceğe taşıyan güçlü bir köprüye dönüşüyor.

Biz de bu yaklaşımla 2024 yılı içinde grup yöneticilerine “Kurumsal Influencer” eğitimi vererek onları sosyal medyada birer kurumsal elçi olma yolunda teşvik ettik. Bazı çalışma arkadaşlarımızın bu alanda oldukça başarılı olduğunu da söyleyebiliriz.

Tutarsız mesajlar veya yanlış anlaşılabilecek paylaşımlar, organizasyonun itibarını zedeleme potansiyeline sahip. Dijital platformların hızlı yayılım gücü, bu risklerin etkisini daha da artırıyor.

Bu tür riskleri yönetmek için, net bir sosyal medya stratejisi belirlemek ve çalışanları bu konuda bilinçlendirmek büyük önem taşıyor. Boyner’de, çalışanlarımızın içerik üretim süreçlerinde hem özgünlüklerini korumalarını hem de kurumsal itibara özen göstermelerini sağlayacak bilgilendirmelere önem veriyoruz. Ayrıca, geri bildirim mekanizmalarımız ve içerik takibi gibi araçlarla, riskleri en aza indirgiyoruz. Bu yaklaşımımızla hem çalışanlarımızın yaratıcı süreçleri destekleniyor hem de marka imajımızı korunuyoruz.

Boyner’de bu süreci desteklemek amacıyla güçlü bir iç iletişim altyapısı oluşturduk. Aynı anda birden fazla iletişim mecrasında paylaşımın teşvik edildiği bu yapıda, Boyner Connect gibi iç iletişimi destekleyen kapalı mecraların yanı sıra KariyerBoyner’de isimli Instagram hesabımız ve LinkedIn Life sayfamız ile de işveren markasını ön plana çıkartacak şekilde paylaşımlar yapılıyor. Tüm alanlardan çalışanların etiketlerle işveren markasını öne çıkartacak başarı hikayelerini, projelerini ve deneyimlerini paylaşmalarını teşvik ediyoruz. Ayrıca yeteneklerle bir araya geldiğimiz ve fikir alışverişinde bulunduğumuz CEO Coffee, Senden-Benden-Bizden ve BizBize Buluşmaları da içerik üretimine katkı sağlayan ve sonrasında bunların çalışanlar tarafından özgürce paylaşıldığı etkinlikler arasında yer alıyor. Yakın zamanda lansmanını gerçekleştirdiğimiz yeni işveren markamız “Nerde? Boyner’de!“yi de ilk günden itibaren çalışan görüşleri, geri bildirimler ve odak grup görüşmeleri ekseninde yapılandırdık.

Bu yaklaşımlar, çalışanlarımızın şirket kültürüne daha güçlü bir şekilde bağlanmalarını sağlarken, ürettikleri içeriklerin kalitesini ve etkisini artırmada kritik bir rol oynuyor. Böylece, bireysel katkıları kurumsal hedeflerle birleştiren, zengin ve etkili bir içerik ekosistemi oluşturmayı başarıyoruz.

Teknolojik gelişmeler iletişim platformlarında da köklü bir dönüşüm fırsatı sunuyor. İçerik stratejilerinde gelecekte de insan odaklılık, yaratıcılık ve özgünlüğün halen belirleyici rol oynayacağına inanıyoruz. Bununla birlikte, yapay zekâ destekli araçlar, içeriklerin daha hızlı üretilmesini sağlarken daha özgün ve etkili olmasına da olanak tanıyacak. Bu araçlar, çalışanların bireysel hikayelerini markanın vizyonuyla uyumlu bir şekilde sunmalarını kolaylaştırarak, iletişimi daha güçlü ve etkili hale getirecek.

Boyner olarak, bu dönüşümün sadece bir parçası değil, çalışanlarımızı bu alanda destekleyerek dönüşümdeki öncü olmalarını sağlıyoruz. Bu kapsamda çalışanlarımıza teknolojiyi yaratıcı düşünceyle birleştiren Dijital İletişim ve Sosyal Medya eğitimleri düzenleyerek oluşturdukları içeriklerle markamızın stratejik değerlerini görünür kılan bir güç haline getirmelerini teşvik ediyoruz. Bu vizyon, markamızın değerlerini sadece bugüne değil, geleceğe de taşıyan güçlü bir temel oluşturuyor.”

Etiketler: Enerjisa Üretimişveren markasımanşet

İlgili Haberler

CMO’ların 2025 Yol Haritası: Melis Tosun Arslan
Görüş

CMO’ların 2025 Yol Haritası: Melis Tosun Arslan

CMO’ların 2026 Stratejileri: Alper Eroğlu
Görüş

CMO’ların 2026 Stratejileri: Alper Eroğlu

CMO’ların 2026 Stratejileri: Elif Yıldırımcan ve Harun Çeliksoy
Görüş

CMO’ların 2026 Stratejileri: Elif Yıldırımcan ve Harun Çeliksoy

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.