Zaman içinde değişmeyen ama derinleşen bir şey varsa o da “anlam arayışı”… Sizce insanlar artık hangi sorulara cevap arıyor? TEDxReset bu sorulara nasıl alan açıyor?
Kesinlikle “anlam arayışı” konusunda hemfikirim. Bugün insanları en fazla tedirgin eden konu “gelecek”. Ama nasıl bir gelecek? 21. yüzyılda hâlâ savaşların, sömürünün, adalet eksikliğinin, açlık ve sefaletin sürüyor olması insana çok anlamsız geliyor.
Onca yıl geçti, hâlâ öğrenemedik mi? Bu sorunlara çözüm üretmemiz gerekiyor. Oysa her konuda fazlamız var; kaynak da var, yetenek de var. Gıda, çevre kirliliği, şehirlerin beton yığınına dönüşmesi… Hepsini çözebiliriz. Yeter ki istek, yetenek ve disiplin gösterelim.
Sahne sizin için sadece bir anlatım yeri değil, aynı zamanda bir deneyim alanı. Sizin için sahneye çıkan birinin en büyük sorumluluğu nedir?
Tabii ki sahne yalnızca bir anlatım yeri değil! Ama benim için bir “deneyim alanı” da değil. Sahne, bir deneyim paylaşım platformu… Hatta gizli bir iletişim platformu. Her ne kadar monolog gibi görünse de aslında seyirciyle bir diyalog kuruluyor. Dolayısıyla konuşmacının en büyük sorumluluğu, yaşadığı deneyimi en iyi şekilde aktarabilmek ki salondakiler bundan bir ders çıkarabilsin.
Hayatınız boyunca birçok ilham verici insanla yollarınız kesişmiş olmalı. Sizi derinden etkileyen bir karşılaşmayı ya da dönüm noktasını bizimle paylaşır mısınız?
Yıllar içinde çok değerli konuşmacılarla tanıştım ve beni etkileyen çok konuşmacı oldu. 10 sene boyunca TED’e giderseniz çok fazla konuşmacı ile tanışırsınız. Bill Gates, Al Gore, Jeff Bezos gibi isimlerle tanıştım ve sohbet etme fırsatım oldu. Ama beni en çok etkileyen kişi Sir Ken Robinson’dı. TED sahnesine defalarca çıktı ve işlediği konulardan bir tanesi olan “Okullar yaratıcılığı öldürüyor mu?” sorusu, hem çok cesur hem de çok gerçekti. Eğitim üzerine söyledikleri, sahnede bıraktığı etki ve cesareti beni derinden etkiledi. Ne yazık ki doğru bir tespit!
15 yılın ardından bugün geriye dönüp baktığınızda, “iyi ki yapmışım” dediğiniz bir karar ya da cesur bir adım var mı? O anın sizin için anlamı neydi?
Evet, 15 yıl önce Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall salonunda ilk kez sahneye çıktığımda kendi kendime şöyle demiştim: “Bir maceraya çıkıyorum. Beni nereye götüreceğini hiç bilmiyorum ama muhtemelen hem ürkütücü hem heyecan verici bir süreç yaşayacağım.” Doğrusu bu kadar uzun süre devam edebileceğimi hiç düşünmemiştim. Ne mutlu bana ki bugünlere gelebildim. Ama hiçbir zaman tek başıma olmadım. Hep yanımda takım arkadaşlarım vardı. Samimiyetle, ısrarla, şefkatle, gece gündüz bu maceraya gönüllerini koydular. Onlara teşekkürü bir borç bilirim.
Geleceğe dönük olarak sizi en çok heyecanlandıran şey ne? Hem iletişim dünyasında hem de kişisel yolculuğunuzda ufukta neler var?
Geleceğe dair beni en çok heyecanlandıran şey, devam edebilmek ve dünya meselelerine konuşmacılarımla birlikte çözüm üretebilmek. Daha yolun başındayız. Ufukta hâlâ yapılacak çok şey var ve bu bana büyük bir heyecan veriyor.



