2005 yılında beş kadın tarafından kurulan Hayata Destek Derneği o günden bugüne savaşlarda, krizlerde ve afetlerde insanların temel hak ve ihtiyaçlarına erişmelerine olanak sağlıyor. Son yaşadığımız deprem felaketi sonrasında afetzede yurttaşlarımızın yardımına koşan dernek, yaraları sarmak için çalışmalarını büyük bir yoğunlukla sürdürüyor. Derneğin faaliyetlerini konuşmak için bir araya geldiğimiz Hayata Destek Derneği İletişim ve Kaynak Geliştirme Koordinatörü Aslı Arslan, “İnsani yardım uzman ekibimizle, 12 ilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Temiz suya erişimi sağlayacak su depoları, tuvaletler, duşlar, gezici çamaşırhaneler, hijyen paketleri dağıtımı gibi faaliyetlerle toplum sağlığı açısından risk olabilecek koşulları azaltmaya çalışıyoruz” diyor. Afetten etkilenenlere yönelik ruh sağlığı ve psikososyal destek çalışmalarına da devam ettiklerini belirten Arslan, “Hayatı yaratıcı yöntemlerle ve özel sektör aktörleriyle dayanışarak desteklemeyi seviyoruz” ifadelerini kullanıyor.
Hayata Destek Derneği’ni bize biraz anlatır mısınız? Ne amaçla kuruldu?
Hayata Destek, 2005 yılında beş kadın tarafından kurulmuş bir insani yardım kuruluşu… Afetlerden etkilenen kişi ve toplulukların temel hak ve ihtiyaçlarına erişmeleri için çalışıyoruz. Çabamız toplulukların görüşlerini alarak, katılımlarını sağlayarak sorunlara çözüm yaratabilmek.
İnsani yardım kuruluşu olarak bütün çalışmalarımızı insani yardımın küresel ilkelerine riayet ederek yürütüyoruz. Her insan için eşit hakları savunan insanlık; ihtiyaç temelliliği vurgulayan ayrım gözetmeme; dinî, politik ve ideolojik nötrlüğü özetleyen tarafsızlık; herhangi bir güç odağının etkisinde olmamayı tarif eden bağımsızlık ve tüm paydaşlara karşı tam şeffaflığı ifade eden hesap verebilirlik işimizi yaparken referans noktamız.
Hayata Destek Derneği daha iyi bir dünyayı nasıl tanımlıyor ve bunun için hangi alanlarda faaliyet yürütüyor?
Bizim için daha iyi bir dünya bireylerin, toplulukların ve kurumların afetlere karşı dayanıklı olduğu bir dünya. Biz bu vizyonla afetlerden etkilenmiş toplulukların temel hak ve ihtiyaçlarına erişimini sağlamak için, onlarla birlikte çalışıyoruz. Afet gündemimize kimi zaman doğanın yarattığı depremler, seller yangınlar, kimi zaman da insanların sebep olduğu savaşlar, krizler, çatışmalarla giriyor. Bu koca afet tanımında hazırlıklı olmak, müdahale edebilmek ve sonrasında iyileşmeye katkı sunabilmek için değişik alanlarda çalışıyoruz.
Hazırlıklı olmanın anahtarını bize göre birlikte çalışma ve koordinasyon. Afet anında bunu yapabilmemizi sağlayacak oluşumları önceden kurabilmek, bilgi birikim ve deneyimi paylaşabilmek, sivil toplumu güçlendirmeye yönelik çalışmalarla etkimizi arttırabilmek amacımız. Afete müdahalede WASH olarak andığımız temiz su, sanitasyon ve hijyene erişimi, barınma, gıda gibi temel ihtiyaç malzemelerini sağlamayı, psikososyal etkinliklerle ruhsal, zihinsel ve fiziksel iyilik hâllerine destek olmayı önceliklendiriyoruz. Afet sonrası iyileşme ise çocukların eğitime katılımı ve devamlılığını desteklemek ve afetten etkilenmiş insanların haklarına ve geçim kaynaklarına erişmesine yardımcı olmakla başlıyor.

Son yaşadığımız deprem felaketleri kapsamında hangi çalışmaları hayata geçirdiniz?
Afetin ilk gününden bu yana sahadayız. Yaklaşık 300 kişilik insani yardım uzman ekibimizle, halihazırda 12 ilde çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Depremin ardından faaliyetlerimizin odağına kaçınılmaz olarak afet bölgesindeki şehirleri aldık. Başta Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş olmak üzere Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman ve Adana’nın içinde yer aldığı afet bölgesindeki 7 ilde 170 kadar Hayata Destekli çalışıyor. Ekibin kalanıysa Ankara, İstanbul, İzmir, Mardin, Mersin illerinde tamamlayıcı işler yapıyor.
Afet sonrası ihtiyacı doğru tespit edebilmek için ihtiyaç analizleri yapıyor ve bu bilgiyi tüm paydaşlarımızla paylaşıyoruz. Etkilenen bölgede 400 kadar muhtarla görüşerek oluşturduğumuz Acil Durum Raporlarımızla güncel ihtiyaçları takip etmeye devam ediyoruz. Bugüne kadar afete dair 9 Durum Raporu yayınladık. Bütün operasyonlarımızı en güncel verilere dayanan ihtiyaçları göz önünde bulundurarak ve toplumsal cinsiyet eşitliği filtresinden geçirerek uyguluyor ve rakamsal karşılıklarıyla bu raporlarda yayınlıyoruz.
2012 yılından bu yana mevsimlik tarım alanlarında karşılaştığımız afet koşullarını iyileştirmeye dair tecrübemizi de ekleyerek şimdi deprem bölgesindeyiz. Geçici barınma alanlarının su, sanitasyon altyapısının kurulması ve hijyen koşullarının sağlanması kritik.
Temiz suya erişimi sağlayacak su depoları, tuvaletler, duşlar, gezici çamaşırhaneler, hijyen paketleri dağıtımı gibi faaliyetlerle toplum sağlığı açısından risk olabilecek koşulları azaltmaya çalışıyoruz.

Hatay’ın en büyük çadır alanı olan Yeni Stadyum bölgesine afetin ilk haftası seyyar tuvaletler kurduk. Ayrıca ihtiyacın yoğun olduğu bölgelere basit bir musluk sistemiyle çoklu kullanıma uygun hâle getirdiğimiz ayaklı su depoları yerleştirdik, duş üniteleri ve seyyar lavabolar kurduk. Bu kurulumların dezenfekte çalışmalarını, bakımlarını düzenli olarak takip ettik. Afet bölgesinin altyapısının depremden zarar görmesi, temiz suya erişim çalışmalarında ayrıca özenli olmayı gerektiriyor. Su tanklarına doldurulacak kaynak sularının temiz olup olmadığının kontrolünü yapıyoruz, gerekli oranda klorlama işlemi uygulandıktan sonra su depolarına dolum yapılmasını sağlıyoruz. Ayrıca çadır alanlarında ilaçlama çalışmaları yaptık. Temel temizlik malzemelerini içeren hijyen paketlerini dağıttık. WASH alanındaki bu çalışmalarımız devam ederken bir yandan da diğer acil ihtiyaçlar olan çadır, gıda, içme suyu, soba, odun gibi malzemelerin dağıtımlarını yaptık. Şu an Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman’da depo alanlarımızda bu ihtiyaçların tedarik ve dağıtım operasyonunu sürdürüyoruz.
Bir diğer önemli odak noktamız ise afetten etkilenenlere yönelik ruh sağlığı ve psikososyal destek çalışmaları. Bu çalışmalarımız için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan faaliyet yürütme iznini sadece afet bölgesinde değil, Türkiye’nin her yerini kapsayacak şekilde aldık. Kahramanmaraş ve Adıyaman’da bakanlık çalışanlarıyla iş birliği içinde çocuklara odaklanarak faaliyetlerimize başladık. Yakın zamanda Hatay’da da psikososyal destek (PSS) ekiplerimiz saha çalışmalarına başlayacak. Diyarbakır ve Şanlıurfa’daki ekiplerimiz buralara göç eden depremzedelere yönelik PSS ve temel ihtiyaçların temini kapsamında insani yardım çalışmalarını da sürdürüyor.

Hayata Destek Derneği sadece afet anlarında değil, afet sonrası da afetzedelere yönelik uzun dönemli çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda neler yapıyorsunuz?
Her afet sonrasında acil durum çalışmalarını orta ve uzun vadede hayata geçecek iyileşme ve kalkınma çabaları takip etmeli. Biz birlikte çalıştığımız Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve kurumlarla bazılarını uygulamaya başladığımız, bazıları üzerine çalıştığımız projelerimizle uzun süre bölgede faaliyette olacağız.
Çalışmalarımız özellikle afetten etkilenen kişilerin hayatlarının normalleşmesini hızlandırmak üzere nakit yardımı, suya ve sağlıklı koşullara erişimi, eğitime katılımı, psikososyal iyileşmeyi ve geçim kaynaklarına erişmeyi destekleyecek. Ayrıca insani yardım desteğinin geçici barınma merkezlerinde yaşamayanlara da erişebilmesi için mobil araçlarda verilecek hizmetler de odağımızda olacak.
İş birliği yaptığınız markalar kimler ve bu zamana kadar nasıl iş birlikleri yaptınız?
Özel sektörden çok sayıda kurumla iş birliğimiz oldu. Teknoloji, gıda, hızlı tüketim, finans, lojistik sektöründen markalarla değişik sorunlara ve ihtiyaçlara çözüm yarattık.
Çocuklar için teknoloji sınıfları kurduk, sosyal uyumu, toplumsal cinsiyeti, özellikle kadın istihdamını destekleyen projeleri yürüttük. Sosyal girişimleri ve kooperatifleri güçlendiren ortak çalışmalar hayata geçirdik. Çocuk işçiliğini azaltabilmek için tarım sahalarından atölyelere uzanan çalışmaları tekstilden perakende sektörüne pek çok marka ile yürüttük. Deprem döneminde acil yardım çalışmalarımızda markalarımızın sağladığı nakdi desteklerle ihtiyaçlara hızlı ve esnek müdahaleler yapabildik.
Hayata Destek, destekçi bireylerin ve firmaların hassasiyetlerini, benimsedikleri sürdürülebilir kalkınma amaçlarını göz önünde bulundurarak çağdaş, etkili, cesur iş birlikleri kurmaktan hoşlanan bir sivil toplum kuruluşu. Hayatı yaratıcı yöntemlerle ve özel sektör aktörleriyle dayanışarak desteklemeyi seviyoruz.

Gelecek dönemde çalışmalarınızı hangi alanlarda sürdürmeye devam edeceksiniz? Ajandanızda neler var?
Gelecek dönem ajandamızda yaptığımız işi bu kalitede yapabilmeyi sürdürmek var. #Dayanışmaİyileştirir demeye devam etmek ve dayanışmak var… Afet bölgesinde iyileşmeye katkıda bulunmak için uzmanlığımız olan alanlarda uzun zaman çalışmaya devam edeceğiz.
Ayrıca sosyal tasarım markamız destekar aracılığıyla operasyonlarımıza kaynak sağlamanın yanında afetlerden etkilenmiş insanlar için gelir getirici modeller yaratabilmek istiyoruz. Derneğimizin destekar isimli dükkanı, bütün gelirini Hayata Destek’in faaliyetlerine aktaran bir sosyal tasarım platformu. Ürün satışları, düzenlediğimiz sanatsal atölyeler ve verdiğimiz danışmanlıklarla Hayata Destek adına “kâr” ediyoruz. Çok yakında da bir galeri gibi çalışarak kaynak geliştireceğiz.
destekar’ın özelliği, gelirini derneğe aktarmasının yanında, bir de tüm ürün ve hizmetlerini bir savunuculuk fırsatı olarak değerlendirmesi. Ürünlerimizin tümü; eşitlik, adalet, çocukların çocukluklarını yaşaması, kadınların güçlenmesi, toplumsal uyum, ruhsal iyilik hâli gibi meselelere kafa yoruyor. Ve her biri sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yaklaşmayı destekleyecek şekilde düşünülüyor. #Dayanışmanınİkonları stil koleksiyonu tarihte dayanışma ruhuna yön veren kimse ve karakterleri anarken, #BoyunaDüşünüyorum fular koleksiyonu toplumsal dertleri ‘kafaya takan’ları alışverişiyle kaynak yaratarak çözümün bir parçası olmaya davet ediyor.



