Türkiye’nin ilk arama kurtarma derneği AKUT, bu yıl 27’nci yaşını kutluyor. Kuşkusuz Türk halkının gönlünde özel bir yere sahip olan AKUT, afetlerde gösterdiği özveriyle binlerce hayata yardım eli oldu. Biz de derneğin kuruluşundan büyümesine, misyonundan gelecek planlarına kadar pek çok konuyu konuşmak AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Yosun Akverdi ile bir araya geldik. Kurulduğu yıllardan bugüne kadar geçirdiği evrimle büyük bir organizasyon haline gelen AKUT’un, geleceğe dair hedefleri de bir o kadar etkileyici. Başlangıçta 300-500 kişilik bir dernekken, bugün 4 bini aşkın gönüllü ve 30 bölgesel ekip ile büyük bir organizasyon haline geldiklerini dile getiren Akverdi, önümüzdeki dönemde operasyonel kapasitelerini daha da geliştirmeye odaklanacaklarını vurguluyor. Ayrıca Akverdi, iş dünyasındaki profesyonellere şu sözlerle sesleniyor: “Gönüllü destek, her zaman ihtiyaç duyduğumuz bir unsur. İletişim becerileri yüksek, kendi uzmanlıklarını etkili bir şekilde kullanabilen kişilerin AKUT’a katılımını bekliyoruz.” İşte Zeynep Yosun Akverdi ile gerçekleştiğimiz sohbetin öne çıkan başlıkları…
6 Şubat Depreminde 1.000 kişi görev aldık
1994 yılında Bolkar Dağları’nda kaybolan 2 üniversite öğrencisinin, 14 gün süren ve sonuçsuz kalan arama çalışmaları sonrasında arama kurtarma çalışmalarının organize ve eğitimli yapılması gerektiğini düşünen bir grup dağcı bir araya gelerek, 1995’te yılında AKUT’u kurdu. Dernek, 14 Mart 1996 yılında da “AKUT Arama Kurtarma Derneği” adı altında resmî kuruluşunu tamamladı. Çok kısa süre içinde 1998 yılındaki Ceyhan depremi ve 1999 yılında ise Gölcük depremi yaşandı. Bu örgütlü yapının daha fazlasına, Türkiye çapında faaliyet gösteren bir yapıya ulaşması gerektiği fark edildi.
AKUT olarak 17 Ağustos depreminde 150 kişi çalışmıştık ancak son depremde 1.000 kişi görev aldık. Bir kısmı masa başı olmak üzere tüm üyelerimizle birlikte afet bölgesinde aktif olarak yer aldık. Yola çıktığımız ilk yıllarda 300-500 kişilik bir dernekken, bugün 4.000’i aşkın gönüllümüz ve 30 bölgesel ekibimizle büyük bir organizasyon haline geldik. Operasyonlarımız sadece depremlerle sınırlı değil. Yangınlar, seller ve diğer doğal afetlerde de destek sağlıyoruz. Ayrıca kentsel arama kurtarma alanında uzmanlaşmış ekiplerimiz de bulunuyor.
Ana misyonumuz; dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, deprem, sel gibi doğal afetlerde ve büyük kazalarda, tamamen gönüllü olarak, amatör bir çalışma ve profesyonel yaklaşım ile, başı dertte olan kişilere en kısa sürede ulaşmak, yardım için gereken uygun koşulları yaratmak, doğru arama ve kurtarma çalışması yaparak, kazazedelere temel ilkyardım desteğini sağladıktan sonra emniyetli ortam koşullarına nakillerini gerçekleştirmek ve bu tür olaylarda can kaybını en aza indirmek. Ayrıca ikinci bir misyonumuz ise arama kurtarma konularında toplumu bilgilendirmek.
Gönüllülük çalışmalarımızın temelini oluşturuyor
AKUT, benim hayatımda büyük bir fark yarattı. Burada çalışarak ve zaman harcayarak, başkalarının yanı sıra kendi hayatımı da değiştirme ve dönüştürme fırsatı buldum. İnsanların en zor anlarında yardımcı olmanın ne kadar değerli olduğunu deneyimledim. Burada bir araya gelen gönüllüler, gerçekten bu işe odaklanmış ve profesyonel bir yaklaşımla çalışıyorlar. Bu da AKUT’u diğer kurumlardan ayıran önemli bir özellik olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de insanlar genellikle yardımlaşma ve dayanışma duygusuyla büyütülürler. İmece usulünün ne anlama geldiğini bilirler. İşte bu duygu, gönüllülük çalışmalarımızın temelini oluşturuyor. AKUT’ta geçirdiğim yıllar boyunca, bu duygunun ne kadar güçlü ve etkili olduğunu gördüm. Onların çabalarını görmek, beni daha fazla motive ediyor. Bu duygu, AKUT ailesinin bir parçası olmanın özünü oluşturuyor ve bana daha fazla katkı sağlama isteği aşılıyor.

Şu anda toplamda 22 arama kurtarma köpeğimiz var
1999 depremini İstanbul’da yaşadım ancak bu deprem sürecinde, arama ve kurtarma gibi konularda eğitimim yoktu. Bir eğitimim olmasa da televizyonda izlerken depremde arama köpeklerinin kullanılmasını görmem ilgimi çekti.
Çünkü uzun yıllardır, köpek eğitimi aile geleneğimden ve kişisel ilgimden kaynaklanan bir konuydu. Depremde kullanıldığını öğrenince, Türkiye’de benim gibi düşünen birkaç kişiyle birlikte, o yıl AKUT’a gönüllü olarak katıldık. Farklı eğitimler aldık ve diğer görevlerimizle birleştirdik ve zamanla başka sorumluluklar edindik. Şu an toplamda 22 köpeğimiz var. Sadece İstanbul’da değil, birçok ekip ile ve farklı bölgelerimizde faaliyet gösteriyoruz. Köpek sayısı giderek artıyor, bu da daha fazla gönüllünün katılımını getiriyor. Son birkaç yılda bu alanda farkındalık arttı. Ancak köpek eğitimi zorlu bir süreç gerektiriyor, bir köpeğin operasyonlara hazır hale gelmesi 1.5 – 2 yılı bulabiliyor.
4.000 gönüllüye ulaştık
Gönüllü sayımız her geçen gün artıyor. 6 Şubat depreminin ardından 4.000 gönüllüye ulaştık. Ancak eğitim süreçlerinin zorluğu ve operasyonlara katılmak için gereken hazırlıklar nedeniyle gönüllülerin belirli bir seviyeye gelmesi zaman alıyor tabii ki. Bu noktada ailenizden ayırdığınız zamanla yapmanız gereken eğitimleri aşama aşama sürdürmeniz gerekiyor. Dolayısıyla orada doğal olarak bir kayıp yaşanıyor. Bu süreç, alanın gerekliliklerine göre değişiyor ve ayrıca sizin ayırdığınız vakitlere göre de farklılık gösterebiliyor.
AKUT’a katılırken herkesin kendi ait ve birbirlerinden farklı hikayeleri var aslında. AKUT’a katıldıktan sonra ise herkes illa enkazın tepesinde kırıcı ve kesici aletlerle çalışacak diye bir kısıtlama ya da zorlama yok. AKUT içinde pek çok farklı pozisyon ve görev mevcut. Bir afet anında veya sonrasında birçok farklı alanda gönüllü olarak çalışıyoruz.
Eğitim bölümünün organizasyonunu yapan, fakat afet alanına gitmeyen arkadaşlarımız da var. Kaynak geliştirme, proje yazma gibi süreçlerle ilgilenen gönüllülerimiz de bulunuyor. Hukukla ilgilenen gönüllülerimiz de var. Yani birçok farklı alanda görevlerimiz mevcut. Tabii ki ana hedefimiz operasyonel ekiplerimizi yetiştirmek oluyor. Düzenlediğimiz eğitimlerle operasyonlara katılacak ekipleri hazırlıyoruz.
Rakamlarla AKUT
4000 Gönüllü
4599 operasyon
6500 kurtarılan kişi ve hayvan
5,5 milyon kişiye “Bilinçlendirme” eğitimi
Yardım etmek sadece anlık değil, sürdürülebilir bir çaba gerektiriyor
Sadece eğitim almakla bitmiyor, biraz gönüllümüzün hayatını adaması da gerekiyor. Eğitimleri tamamladıktan sonra ulusal akreditasyon sistemine girmek, aşamalı ve zaman alan bir süreç. Ekip arkadaşlarınızla birlikte bu aşamaları da başarıyla geçip akreditasyon için arama-kurtarma konusunda yetkinizi onaylatmanız gerekiyor.
Kimileri enkazda, kimileri ise farklı alanlarda destek sağlıyor. Sivil toplumun gücü burada kendini gösteriyor. Ancak bu gücün örgütlü ve planlı bir şekilde kullanılması gerekiyor. İşte AKUT, bu noktada büyük bir örnek. Örgütlülüğün başarı getirdiğini görmek önemli. Afet dışındaki zamanlarda da hazırlıklı olmak ve sürekli olarak kendimizi geliştirmek gerekiyor. Yardım etmek sadece anlık değil, sürdürülebilir bir çaba gerektiriyor. Planlama, hedef belirleme ve bu amaç uğruna zaman ayırmak önemli. Ancak bu şekilde, her an hazır olmak ve gerçek bir fark yaratmak mümkün oluyor.
Her kuruşun değerini çok iyi biliyoruz
Bu konuda çalışan bir bölümümüz ve ekibimiz var. Her seviyede ve her kuruşun değerini çok iyi biliyoruz ve bunu ifade etmek önemli. Örneğin, elindeki 35 kuruşu getiren bir vatandaşımızın bağışı da, bir şirketin malzeme desteği de bizim için aynı değerde.
İş birliği yaptığımız şirketlerle mutabakata vararak, beklentilerini sağlayabileceğimiz bir iş modeli geliştiriyoruz. Bu iş birlikleri seminer ve eğitim desteği vermek gibi alanlarda da gerçekleşebiliyor. Bize malzeme desteği sağlayan şirketler de var, örneğin bazı firmalar yıllardır destekçimiz. Birbirimize uyum sağlayarak, iş birliği ve karşılıklı destek temelinde çalışıyoruz.
Özel şirketlerin yanı sıra, çeşitli kurumlarla da iş birliği yapıyoruz. Sivil inisiyatifler, yurt içi ve yurt dışında, özellikle depremlerin ardından bize destek olmak amacıyla başvuruyorlar; projeler yazmak, belirli malzemeleri sağlamak gibi desteklerde bulunuyorlar. Mevzuata ve yasalara uygun olarak gerçekleşen süreçleri takip ediyor ve bunları yönetiyoruz. Bu, kurumsal bir yapı oluşturmak adına önemli bir adım. Bu şekilde, farklı sektörlerden gelen iş birliklerini ve destekleri yönetiyoruz. Hedefimiz, kurumsal bir yapı oluşturmak ve sürekli gelişmek.
İş dünyasındaki profesyonellerin gönüllü olarak katılımı çok önemli
Türkiye’nin genel yapısını düşündüğümüzde, farklı meslek, yaş ya da gelir gruplarından kişilerin gönüllü çalışmalara katılabileceğini biliyoruz. Biz, sadece herhangi bir siyasi partiye oy veren, belirli bir gelir grubunda olan veya aynı yaş gruplarından gelen gönüllüleri bir arada bulundurmuyor, kapımızı gönüllü olmak isteyen herkese açıyoruz. Meslekleri farklı olan, hatta mesleği olmayan, öğrencilerden emeklilere kadar geniş bir yelpazede gönüllülerimiz mevcut. Gönüllü destek, her zaman ihtiyaç duyduğumuz bir unsur. Bizim için iş dünyasındaki profesyonellerin gönüllü olarak katılımı çok önemli. İletişim becerileri yüksek, kendi uzmanlıklarını etkili bir şekilde kullanabilen kişilerin AKUT’a katılımını bekliyoruz.
Operasyonel görevler için bazı fiziksel kabiliyetler gerekli. Örneğin, doğal afet operasyonlarında saatlerce sırtınızda malzeme taşımanız gerekebilir. Ancak herkesin operasyon sahasında çalışması zorunlu değil. Bu nedenle farklı uzmanlıklara ve yeteneklere sahip gönüllülerin katkısı da değerli. Biz, her profilin kendi alanında çalışabileceği bir yapıyı destekliyoruz. Türkiye genelinde 30 şehir merkezimizde bulunan ekiplerimiz de bu çeşitliliği yansıtıyor. AKUT’un Bitlis’ten Kuşadası’na, Ankara’dan Tekirdağ’a kadar farklı ekipleri, kendi bölgelerinde ihtiyaca yönelik çalışmalar yapıyor.
Gece gündüz çalışıyoruz, çünkü biliyoruz ki her an bir acil durum yaşanabilir ve hazır olmalıyız. Bu şekilde sürekli olarak çalışarak hem kendimize hem de topluma daha iyi bir gelecek sunabiliriz.
5 yılda bir akreditasyon sınavlarına tabi tutuluyoruz
17 Ağustos depremi arama ve kurtarma faaliyetleri için bir dönüm noktası oldu. Devlet tarafından, deprem ve afetlerde arama-kurtarma alanında daha iyi çalışmalar yapıldı ve daha fazla kaynak ayrıldı. AFAD gibi kurumlar, bu alanda önemli bir rol oynuyor. Bu kurumlar sadece arama kurtarma değil, aynı zamanda insani yardım ve acil durum sonrası müdahale gibi alanlarda da hizmet veriyor.
Bu tür kuruluşlar, dünya genelinde de mevcut. Uluslararası alanda Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar altında da benzer yapılar bulunuyor. Bu yapıların ana görevi müdahale etmek değil, aynı zamanda doğru müdahale yapıldığını gözetlemek ve denetlemek. Bu kuruluşlarla sürekli etkileşim içindeyiz. Tatbikatlara katılıyor, 5 yılda bir akreditasyon sınavlarına tabi tutuluyoruz.
Operasyonel kapasitemizi geliştirmeye odaklanıyoruz
Özellikle uluslararası arenada örnek alınan bir örgütüz. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi büyük çatı kuruluşları altında çalışarak, sadece kendi ekiplerimizi akredite etmiyor aynı zamanda bu kurumların kendi iç denetim ve değerlendirme mekanizmalarına katkıda bulunuyoruz. Bununla birlikte diğer ülkelerdeki ulusal arama kurtarma örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla iletişim içindeyiz. Bu sayede tecrübelerimizi paylaşıyor ve uluslararası dayanışma sağlıyoruz.
Bu yıl ekim ayında Avrupa Birliği’nin düzenleyeceği bir tatbikata katılacağız. Bu tatbikat, müdahale kapasitemizi artırmak ve uluslararası deneyim kazanmak amacıyla yapılacak. Bulgaristan’da gerçekleşecek olan tatbikata, farklı bölgelerden gelen gönüllülerimizden oluşan bir ekip katılacak. Tatbikatta 3 gün boyunca operasyon yapar gibi çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu tatbikatın ardından eksiklerimizi ve başarılarımızı değerlendirecek, bilgi alışverişinde bulunacak ve gelecek operasyonlara hazırlık yapacağız.
Bu tür tatbikatları önemsiyoruz çünkü uluslararası arenada iş birliği yaparak ve deneyim kazanarak, operasyonel kapasitemizi geliştirmeye ve daha etkili müdahalelerde bulunmaya odaklanıyoruz.

Kullandığımız teknoloji de sürekli olarak güncelliyoruz
Operasyonlarımızda insansız hava araçları da kullanıyoruz. Pilotluk sertifikasına sahip gönüllülerimiz, insansız hava araçları üzerine çalışmalar yapıyor. Bu alanda uzmanlaşmak için bir departman oluşturduk ve ekiplerimizle bu konuda daha fazla gelişmeyi hedefliyoruz. Ayrıca enkaz altı kurtarma operasyonlarında kullandığımız teknolojileri de sürekli olarak güncelliyor ve geliştiriyoruz.
Teknolojiler konusunda üniversitelerle sıkı bir iş birliği içindeyiz. Türkiye’nin önde gelen özel üniversitelerinden oluşan bir çalışma grubunun içinde yer alıyoruz. Bu grup, arama kurtarma ve afet yönetimiyle ilgili teknolojik cihazlar, yazılımlar ve yöntemler geliştirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Üniversitelerimizle yaptığımız iş birlikleriyle geliştirilen teknolojiler sadece kurtarma için değil, aynı zamanda afet yönetimi süreçlerinde de kullanılabiliyor.
Teknoloji demişken; AKUT’un “Güvendeyim” uygulamasıyla kullanıcılar güvende olduklarını, konum bilgisi ile SMS olarak bildirebiliyor. Afet sonrasında yaşanan yoğun telefon trafiği nedeniyle baz istasyonlarının kapasitesi dolabilir ve iletişimde aksamalar yaşanabilir. Bu nedenle, “Güvendeyim” uygulaması üzerinden mesajlar göndererek sevdiklerinize hayatta olduğunuzu iletebilirsiniz. Bu uygulama aynı zamanda arama kurtarma ekipleri için de iletişimde kolaylık sağlıyor.
Hedefimiz, operasyonel kapasitemizi uluslararası standartlara taşımak
AKUT olarak önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığımız birçok projemiz bulunuyor. Hedefimiz operasyonel kapasitemizi uluslararası standartlara taşımak. Bu nedenle, AFAD ve diğer ulusal afet yönetimi kuruluşlarının akreditasyon süreçlerine uygun bir şekilde akredite olmak bizim için büyük bir önem taşıyor.
Kurumsallığa verdiğimiz önem büyük. Her departmanın ve bölümün yapılanmasında, kurumsal prensipleri gözetiyoruz. Ancak bu, maddi bir yapı değil, tamamen gönüllülük esasına dayanan bir kurumsal yapının oluşturulması amacı taşıyor. Ayrıca, AKUT olarak sürekli olarak kendimizi geliştiriyoruz ve yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. Özellikle deprem sonrası yaşadığımız duygular ve hissettiğimiz çaresizlik bizi daha fazlasını yapmaya motive ediyor. Gece gündüz çalışıyoruz, çünkü biliyoruz ki her an bir acil durum yaşanabilir ve hazır olmalıyız. Bu şekilde sürekli olarak çalışarak hem kendimize hem de topluma daha iyi bir gelecek sunabiliriz.



