Perakende sektöründe yapay zekâ kullanımı her geçen gün daha görünür hale gelirken, markalar bu teknolojiyi yalnızca operasyonel süreçlerde değil, kreatif üretimden müşteri deneyimine kadar birçok alanda konumlandırmaya başladı. Ayakkabı Dünyası Pazarlama Müdürü Ümre Ak da yapay zekânın perakendede “karar alma ve üretim süreçlerini kökten dönüştürdüğünü” vurguluyor. Yapay zekâyı marka için stratejik bir araç olarak değerlendirdiklerini söyleyen Ak, Ayakkabı Dünyası’nın geçtiğimiz yıl yapay zekâ ile imaj çekimleri gerçekleştirdiğini, bu sezon ise Provoq koleksiyonunda yapay zekâ ile oluşturulan bir marka yüzü kullandığını belirtiyor. Ak’a göre bu yaklaşım, markanın görsel dünyasını daha kontrollü, esnek ve sürdürülebilir hale getirirken, koleksiyonun estetik dilini daha tutarlı biçimde yansıtmasına da katkı sağlıyor.
Yapay zeka, perakende sektöründe sıklıkla bir “kırılma noktası” olarak tanımlanıyor. Sizce bu kırılmayı yaratan asıl etki ne oldu?
Perakendede yapay zekayı bir kırılma noktası haline getiren asıl unsur, karar alma ve üretim süreçlerini kökten dönüştürmesi oldu. Artık birçok süreç veri odaklı, çok daha hızlı ve ölçeklenebilir şekilde ilerliyor. Geleneksel yöntemlerle haftalar sürebilecek içerik üretimi ve kampanya kurguları, yapay zeka sayesinde çok daha kısa sürede, farklı alternatiflerle birlikte hayata geçirilebiliyor. Bu da markalara hız kazandırıyor, aynı zamanda deneme ve öğrenme kaslarını güçlendiriyor.
Ayakkabı Dünyası olarak yapay zekayı moda ve pazarlama süreçlerinize nasıl entegre ediyorsunuz?
Yapay zekayı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, yaratıcı süreçleri dönüştüren stratejik bir araç olarak konumlandırıyoruz.
Geçtiğimiz yıl yapay zeka ile imaj çekimini hayata geçirerek bu alanda öncü adımlardan birini attık. Bu sezon ise Provoq koleksiyonumuzda marka yüzümüzü de yapay zeka ile oluşturduk. Böylece markamızın estetik dünyasını ve stil kodlarını taşıyan özgün bir karakter geliştirdik.
Bugün geldiğimiz noktada yapay zeka; içerik üretiminden kampanya kurgusuna, görsel dilin inşasından kreatif test süreçlerine kadar birçok alanda aktif olarak kullandığımız bir yapı haline geldi.
Provoq koleksiyonunda “yapay zeka ile oluşturulan marka yüzü” dikkat çekti. Bu yaklaşımın arkasındaki stratejik düşünce neydi?
Buradaki temel motivasyon, görsel dünyamızı daha kontrollü, esnek ve sürdürülebilir bir yapıya taşımaktı. Yapay zeka sayesinde Provoq’un tüm stil kodlarını, duruşunu ve estetik yaklaşımını yansıtan bir karakter oluşturma imkanı bulduk. Bu da bize koleksiyonun ruhunu çok daha net ve tutarlı bir şekilde ifade etme avantajı sağladı.
Aynı zamanda bu yaklaşımı bir iletişim unsuru olmanın ötesinde, markamıza ait özgün bir varlık olarak konumlandırıyoruz.
Yapay zeka destekli içeriklerin performansı nasıl oldu? Bu yaklaşım tüketici tarafında nasıl bir karşılık buldu?
Yapay zeka ile ürettiğimiz içeriklerin özellikle dijital platformlarda güçlü bir performans gösterdiğini gördük. İzlenme ve etkileşim oranları yüksek oldu. Bu da bize tüketicinin yeni anlatım biçimlerine açık olduğunu, bu içeriklerin doğru kurgulandığında merak duygusunu tetikleyerek daha güçlü bir etkileşim yarattığını gösterdi.
Yapay zeka kullanımının operasyonel ve kreatif süreçlere etkisi ne oldu?
En büyük etkilerden biri hız ve esneklik tarafında oldu. Üretim süreçlerimizi ciddi anlamda kısaltırken, farklı kreatif varyasyonları hızlıca test edebildiğimiz bir yapı kurduk. Bu da ekiplerimizin daha çevik çalışmasını sağladı. Karar alma süreçleri hızlandı ve deneme-yanılma yerine daha kontrollü, veriyle beslenen bir kreatif süreç oluştu.
Moda gibi duygusal bağın güçlü olduğu bir alanda yapay zeka ile üretim yapmak sizce bir risk mi, yoksa fırsat mı?
Doğru konumlandırıldığında çok güçlü bir fırsat. Biz yapay zekayı insan yaratıcılığının yerine geçen bir yapı olarak değil, onu güçlendiren bir araç olarak görüyoruz. Moda hala hikaye, sezgi ve duyguyla şekilleniyor. Yapay zeka ise bu hikayeyi daha farklı, daha çarpıcı ve daha ölçeklenebilir biçimde anlatmayı mümkün kılıyor. Dolayısıyla burada asıl önemli olan, insan yaratıcılığı ile teknolojinin doğru dengede buluşması.
Yapay zeka ile birlikte müşteri deneyimi nasıl evriliyor?
Müşteri deneyimi giderek daha kişiselleştirilmiş, daha dinamik ve daha veri odaklı bir yapıya dönüşüyor. Yapay zeka sayesinde kullanıcıya özel öneriler, daha akıllı iletişim modelleri ve daha doğru zamanlama ile kurulan temaslar mümkün hale geliyor. Bu da müşteriyi deneyimin aktif bir parçası haline getiriyor.
Önümüzdeki dönemde Ayakkabı Dünyası’nın yapay zeka yatırımları nasıl şekillenecek?
Yapay zekayı uzun vadeli bir stratejik alan olarak görüyoruz ve yatırımlarımızı bu doğrultuda yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde içerik üretiminin ötesine geçerek, müşteri deneyimi, kişiselleştirme ve operasyonel süreçlerde daha derin bir entegrasyon hedefliyoruz. Yapay zekayı marka deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline getirme, başlıca amaçlarımız arasında yer alıyor.
Teknoloji ve modanın kesişiminde sizi heyecanlandıran bir sonraki adım ne?
Bizi en çok heyecanlandıran alan, deneyimin tamamen kişiselleştiği ve markanın kullanıcıyla gerçek zamanlı etkileşim kurabildiği bir yapı.
Yapay zeka bu noktada, markanın tüketiciyle kurduğu ilişkinin şekillendiricisi haline geliyor. Biz de bu dönüşümün içinde aktif rol almayı ve bu alanda yeni projeler geliştirmeyi sürdüreceğiz.



