LIONS tarafından yayımlanan “The State of Creativity 2025” raporu, yaratıcı cesaretin kırılma noktasında olduğunu ortaya koyuyor. Cesur ve özgün yaratıcı fikirlerin iş başarısını artırmadaki gücüne olan inanç, zayıf içgörüler ve kültürel uyumsuzluk nedeniyle ciddi şekilde sarsılıyor.
Şu anda beşinci yılında olan bu kapsamlı araştırmanın son baskısı, 2024 Kasım – 2025 Ocak tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından 1.000’den fazla pazarlama ve yaratıcılık profesyonelinin katılımıyla gerçekleştirilen anketin yanı sıra sektör liderleriyle yapılan birebir görüşmelere dayanıyor. Rapor, pazarlamacılara 2025 yılına dair yaratıcı alanlardaki zorlukları, fırsatları ve trendleri anlama konusunda pratik bir rehber sunuyor.
Yaratıcı riskten kaçanlar geride kalıyor
Araştırma, markaların büyük çoğunluğunun hala risk almaktan kaçındığını gösteriyor. “Yaratıcı risk alma” kavramı, normlara meydan okuyan, beklenmedik yollarla kitlelerle bağ kuran cesur ve alışılmışın dışındaki fikirleri ifade ediyor. Ancak katılımcıların yalnızca %13’ü çalıştıkları şirketin risk almaya açık olduğunu belirtirken, %29’u markalarının oldukça riskten kaçındığını söylüyor.
Oysa veriler, yaratıcı riskin karşılığını verdiğini net biçimde gösteriyor. WARC ve Kantar’ın verilerine göre, yaratıcı risk alan markalar 4 kat daha yüksek kâr marjı elde ediyor. Deloitte ise bu markaların uzun vadeli gelir artışı yaşama olasılığının %33 daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
İki ana engel: İçgörü eksikliği ve kültürel uyumsuzluk
LIONS Advisory Başkan Yardımcısı Patrick Jeffrey, “Bu yılki bulgular, içgörü eksikliği ve kültürel uyumsuzluk nedeniyle yaratıcı risklerin azaldığını gösteriyor. Oysa sınırların dışına çıkmak, kategori ezberlerini bozmak, markalar için uzun vadede daha güçlü sonuçlar yaratıyor. Bu iki ana engeli aşmak, yaratıcı özgüveni geri kazandıracak ve iş sonuçlarını doğrudan etkileyecektir” diyerek süreci özetliyor.
1. İçgörü eksikliği
Araştırmaya göre markaların yarısı (%51), yaratıcı fikirleri besleyecek kadar güçlü içgörülere sahip olmadığını kabul ediyor. Yalnızca %13’lük bir kesim içgörü geliştirme yetkinliğini “çok iyi” veya “mükemmel” olarak değerlendiriyor.
Zayıf içgörü üretiminin başlıca nedenleri ise şunlar:
- Kaliteli içgörünün ne olduğu konusunda net bir anlayış eksikliği
- İçgörü üretiminin önceliklendirilmemesi
- Derinlemesine içgörü keşfi için yeterli zaman ayrılmaması
Güçlü içgörüye sahip markalar yaratıcı risklere çok daha açıkken, anket sonuçları ajans-marka iş birliğinin kalitesinin içgörü geliştirme becerisine doğrudan etki ettiğini gösteriyor. Ekiplerin ve yöntemlerin çeşitliliği, kişisel önyargılar yerine tüketici anlayışına dayalı içgörüler üretilmesini sağlıyor. Ayrıca yapay zeka ve sentetik veri kullanımı da verimliliği artırarak önyargıları azaltmada önemli rol oynuyor.
2. Kültürel uyumsuzluk
Kültürel anlara hızlı yanıt vermek, yaratıcı güvenin yapı taşlarından biri. Ancak markaların %57’si bu konuda zorlandığını belirtiyor. Sadece %12’si bu yetkinliklerini “mükemmel” olarak değerlendiriyor.
Kültürel çevikliğin önündeki başlıca engeller şunlar:
- Karmaşık ve katmanlı onay süreçleri
- Yetersiz kaynak ve yatırım
- Kültürel trendlerle içgörüler arasında bağ kurma zorluğu
Raporda, markalara hızlı ve stratejik aksiyon alınabilecek yapılar kurmaları, kültürü takip etmek yerine şekillendirmeleri öneriliyor. Kültürel değişimle birlikte hareket edebilen ve yaratıcı sınırları zorlayan markaların başarıya daha yakın olduğu vurgulanıyor.
Kısa vadeye odak artıyor ancak marka inşası şart
Araştırma, markaların kısa vadeli aksiyonlara olan eğiliminin arttığını da ortaya koyuyor: 2023’te %53 olan bu oran, 2025’te %63’e çıkmış durumda. Ancak uzmanlara göre, anlık kazanımların ötesine geçmek için marka inşası şart. Çünkü gerçek çeviklik, güçlü bir marka temeliyle spontane fırsatları değerlendirme becerisine dayanıyor.
Patrick Jeffrey, yaratıcı cesareti artırmak için önerilerini şöyle özetliyor:
“Ekiplerin becerilerini geliştirmek adına yatırım yapmak, özgüveni artırır. Özgüven arttıkça daha cesur ve etkileyici işler doğar. Bu da uzun vadeli başarıyı beraberinde getirir.”



