Estonya, çocukları sosyal medyadan uzak tutmaya çalışan Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğundan farklı bir yol seçerek yaş kısıtlamalarına dayalı yasak politikasını reddetti. Ülke sorunu kullanıcıdan değil platformdan çözmeyi savunuyor.
Estonya, Belçika ile birlikte Ekim 2025’te imzalanan Jutland Deklarasyonu‘na katılmayı reddeden Avrupa Birliği üyelerinden biri oldu. Fransa, İspanya ve Avusturya’nın yaş kısıtlamalarına yöneldiği; Avustralya’nın ise 16 yaş altı kullanıcılara sosyal medyayı bütünüyle yasakladığı bir dönemde Estonya hükümeti, bu yaklaşımın gerçek anlamda işe yarayıp yaramadığını sorguluyor.
Yasak sembolik kalıyor, gençler yolunu buluyor
Estonya yönetiminin temel argümanı şu: Yaşa dayalı kısıtlamalar uygulamada son derece kırılgan. Avustralya deneyimi bu tespiti doğrular nitelikte; ülkede yasakların yürürlüğe girmesinin ardından gençlerin büyük bir kısmı VPN ve paylaşılan hesaplar aracılığıyla platformlara erişmeyi sürdürdü. Estonya’ya göre bu tablo, platform düzenlenmeden atılan adımların sembolik olmaktan öteye geçemeyeceğini kanıtlıyor.
Hükümet, mevcut AB mevzuatının bu boşluğu doldurmak için yeterince kullanılmadığını vurguluyor. Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), çocukların verilerini yeterli güvence olmadan işleyen şirketlere ciddi yaptırımlar öngörüyor; ancak bu hükümlerin büyük teknoloji platformlarına karşı yetersiz kaldığı görülüyor.
“Sorunu yanlış yerde arıyoruz”
Eğitim Bakanı Kristina Kallas, konuya ilişkin en keskin değerlendirmeyi yapan isim oldu. Kallas’a göre sorumluluğu çocuklara yüklemek “problemi temelden yanlış yere odaklamak” anlamına geliyor; asıl muhatap, bağımlılık yaratacak şekilde tasarlanmış algoritmalara sahip platformlar olmalı. Adalet ve Dijital İşler Bakanı Liisa-Ly Pakosta da bu çizgiyi paylaşıyor: Gençler, bilgi toplumundan dışlanmak yerine onun içinde yer almalı.
Karar alma noktası: Digital Fairness Act
Tartışmanın odağı artık Avrupa Komisyonu’nun hazırlamakta olduğu Digital Fairness Act’e kayıyor. Algoritmalar, bağımlılık yaratan tasarım kalıpları ve platform sorumlulukları bu çerçevede ele alınacak. Avrupa Parlamentosu 16 yaş için asgari dijital yaş sınırı belirlenmesini desteklese de Estonya’nın tutumu, kıtanın gerçek anlamda nereye odaklanması gerektiğine dair derin bir soruyu masaya taşıyor: Erişimi kısıtlamak mı, yoksa sistemi yeniden kurallarla donatmak mı?
Gençlerin içerik tüketimini şekillendirmede algoritmaların ağırlığı her geçen gün artarken Avrupa’nın bu soruya vereceği yanıt, yalnızca politika belgelerini değil bir neslin dijital deneyimini de biçimlendirecek.



