Turknet, 30 yıl önce interneti daha sade, erişilebilir ve özgür hale getirme hedefiyle yola çıktık. Bugün 1 milyon 450 bine yakın kullanıcıya ve 3,3 milyondan fazla haneye ulaşan bir yapıya dönüştük. Sektörde kökten dönüştürdüğümüz en önemli alışkanlık; tüketicinin internete erişmek için karmaşık paketlere, hız sınırlamalarına, gizli maliyetlere ve uzun süreli taahhütlere mecbur olduğu yönündeki geleneksel ezber oldu. Sektörde kullanıcılar yıllarca sözleşmeler, cayma bedelleri ve kotalarla tanımlanan bir deneyime mahkûm edildi. Biz ise interneti sözleşmelerle değil, sunduğumuz deneyimle tercih edilen bir hizmet haline getirmeyi hedefledik.
Bizim için interneti demokratikleştirme sadece bir söylem değil; herkesin hiçbir yapay sınıra (kota, AKN, karmaşık tarife) takılmadan, tek fiyata alabileceği en yüksek hıza ulaşması. 1.000 Mbps simetrik hızları yalnızca belirli bir kesime sunulan premium bir hizmet olmaktan çıkarıp daha geniş kitleler için erişilebilir hale getirmeye odaklandık. İkinci olarak “Kullanıcı ile Aynı Göz Hizasında” olma vizyonunu uçtan uca bir kültür haline getirdik. Logomuzdaki küçük harf kullanımından söylem dilimize kadar her temas noktasında tüketicisiyle aynı hizada duran, şeffaf ve açık bir iletişim alışkanlığı inşa ettik. İletişimimizi parmak göstererek değil, kullanıcı deneyiminin sadeliğini sahiplenerek “İnternet, Turknet” yalınlığına indirgedik.
İnternet bir toplumsal kaldıraca dönüştü
Kullanıcılarımızla kurduğumuz ilişkiyi yalnızca hizmet sağlayıcı-müşteri ilişkisinin ötesine taşıyarak daha güçlü bir bağ kurduk. Tüketicinin gözünde interneti eve çekilen bir kablo olmaktan çıkarıp; bir yazılımcının koduna, bir girişimcinin projesine, bir öğrencinin merakına ve gençlerin teknoloji üretimine alan açan bir toplumsal kaldıraç ve özgürlük alanı haline getirdik. Bu modelimiz, tüketicinin artık hakkı olan hızı ve özgürlüğü proaktif bir şekilde talep etmesini sağlayarak tüm kategorinin hizmet standartlarını yeniden şekillendirdi. Tüketici artık interneti bağlatmayı değil, onunla özgürce bağlanmayı bir alışkanlık haline getirdi.
Tavsiyeye dayalı sadakat taahhüdün yerini alıyor
Bu yaklaşımın arkasındaki temel içgörü, internetin artık hayatın ve teknolojinin temel altyapısı haline gelmiş olmasıydı. Yaptığımız marka ve NPS araştırmalarında tüketicinin internetten en büyük beklentisinin “özgürlük, kesintisizlik ve yalınlık” olduğunu ve daha esnek, daha şeffaf ve daha kontrol sahibi oldukları bir internet deneyimi beklentisi içinde olduklarını gördük.
Güven artık yalnızca markalar tarafından inşa edilmiyor; insanlar tarafından paylaşılıyor ve doğrulanıyor. Bizim büyüme modelimizin önemli bir kısmı da tam burada şekilleniyor. Taahhütlü sadakat yerine tavsiyeye dayalı sadakat modelinin daha sürdürülebilir olduğuna inandık. Kullanıcıyı sözleşmeyle tutmak yerine, deneyimle yanında tutmaya çalışıyoruz. Bugün büyümemizin önemli bir bölümü kullanıcı tavsiyeleriyle gerçekleşiyor. Bu nedenle kullanıcılarımızı hep yalnızca müşteri değil, topluluğumuzun bir parçası olarak gördük.

1996’dan bu yana Turknet inandığı yoldan, her türlü zorluğa göğüs gererek hiç sapmadı. Bu süreçteki en son kilometre taşı ise, bizim için mühendislik gücümüz ile marka ruhumuzu tamamen eşleştirdiğimiz ve yakın dönemde gerçekleştirdiğimiz kapsamlı marka dönüşümümüz oldu. 30. yılımıza yaklaşırken yaptığımız 8 aylık yoğun bir çalışmayla, logomuzda küçük harf kullanımına geçerek kullanıcıyla “tam olarak aynı göz hizasında” durduğumuzu ilan ettik. Nisan ayında yayına aldığımız üç filmlik reklam serimizde hız, fiyat ve taahhüt gibi sektörün en yerleşik kabullerini yeniden ele aldık. Müfit Kayacan’ın hayat verdiği “Dayı” karakteri üzerinden aslında yalnızca internet sektörünü değil, hayatımızdaki yerleşik alışkanlıkları da sorguluyoruz. Kampanyanın merkezinde tek bir fikir var: “30 yıldır kalıplara sığmadık. Bundan sonra da sığmayız.”
Yapay zeka en hızlı interneti Turknet olarak gösterdi
Son dönemin yine ezberleri bozan, yenilikçilikle iletişim ve teknoloji kaslarımızı birleştirerek “akıllı bir risk” aldığımız “Grok Söylesin” kampanyamızı hayata geçirdik. Sektördeki katı regülasyonlar nedeniyle, bağımsız testlerde en hızlı internet olduğumuz tescilli olmasına rağmen klasik reklam diliyle “En hızlı internet biziz” demek riskli ve zordu. Biz de kontrolü tamamen yapay zekaya ve kullanıcılara bırakma cesareti gösterdik. X platformunun yapay zekâsı Grok’u bağımsız bir bilirkişi olarak konumlandırıp, kullanıcıları soru sormaya teşvik ettik. Grok, herkese açık verileri tarayarak “Türkiye’nin en hızlı interneti hangisi?” sorusuna “Turknet” yanıtını verdi.
Bu yaklaşım; sıfır medya bütçesiyle 3 milyonun üzerinde organik görüntülenme, 100.000 TL değerinde kazanılmış medya (earned media), marka bilinirliğinde +11 puanlık artış sağladı. Felis, MIXX, Brandverse gibi saygın organizasyonlardan toplam 16 ödül kazandı. Reklam bütçelerine boğulmuş bir sektörde, kamuya açık verileri yorumlayan yapay zekâyı iletişimimizin merkezine koyarak sektörde farklı bir yaklaşım benimsedik.
Beş yılda 141 milyon dolarlık fiber yatırımı geliyor
İnternet sektöründe önümüzdeki dönemin en önemli dönüşümü, bağlantının bir hizmet olmaktan çıkıp dijital yaşamın temel altyapısı haline gelmesi olacak. Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşması, uzaktan çalışma modelleri, içerik üretimi ve dijital ekonominin büyümesiyle birlikte kullanıcıların beklentisi de değişiyor. Artık yalnızca yüksek hız yeterli değil; güvenilirlik, düşük gecikme, kesintisiz deneyim ve güçlü altyapı en az hız kadar önemli hale geliyor.
Turknet olarak bu dönüşümün merkezinde altyapı yatırımlarının yer aldığına inanıyoruz. Son 5 yılda kendi fiber altyapımıza 95 milyon dolar yatırım yaptık. Önümüzdeki 5 yılda ise 141 milyon dolarlık ek yatırım planlıyoruz. Gigafiber ağımızı daha fazla şehir ve ilçeye ulaştırarak yüksek hızlı internet erişimini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Çünkü interneti yalnızca teknik bir hizmet değil; eğitimin, üretimin, girişimciliğin ve dijital kalkınmanın temel altyapılarından biri olarak görüyoruz.
Diğer yandan yapay zekâ, sektörümüzde yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olmaktan çıkıyor. Önümüzdeki dönemde kullanıcı deneyimini şekillendiren temel unsurlardan biri olacak. Biz de AI Asistan ve Harmony gibi çözümlerle sorunları kullanıcı fark etmeden tespit edebilen, daha hızlı çözebilen ve daha proaktif bir deneyim sunabilen bir yapı kuruyoruz.
Hedefimiz, Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı sağlayan en güçlü internet altyapılarından birini oluştururken, teknolojiyi insan odaklı bir deneyimle buluşturmak. Çünkü gelecekte fark yaratacak olan sadece daha hızlı internet sunmak değil; kullanıcıların güven duyduğu, hayatını kolaylaştıran ve görünmez şekilde çalışan bir deneyim sunabilmek olacak.
Dosyadaki diğer markalar
Gelenekleri bozan markalar dosyası- SuperFreshGülizar Öcal Doğan, Besler Pazarlama ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı

- DoyuyoSinem Karabayır, Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü

- PopeyesElif Müftüoğlu, TAB Gıda Pazarlama Müdürü

- ShellÖzkan Özyavuz, Shell & Turcas CMO

- TurknetGül Sağır Aydın, Büyümeden Sorumlu Genel Müdür YardımcısıOkuyorsunuz





