Popeyes

Hızlı servis restoranı bir kültür alanına dönüştürdü

Hızlı servis restoran sektörü uzun yıllar boyunca ürün merkezli bir rekabet alanı olarak konumlandı.

Elif MüftüoğluTAB Gıda Pazarlama Müdürü

Hızlı servis restoran sektörü uzun yıllar boyunca ürün merkezli bir rekabet alanı olarak konumlandı. Markalar çoğunlukla daha büyük porsiyonlar, daha güçlü ürün vaatleri ve tekil lezzet ikonları üzerinden rekabet ederken, tüketici deneyimi büyük ölçüde “seçme” değil “sunulanı kabul etme” ekseninde ilerliyordu.

Bugün ise özellikle Z kuşağı ile birlikte bu denge önemli ölçüde değişmiş durumda. Tüketici artık yalnızca hızlı ve doyurucu bir yemek deneyimi aramıyor; aynı zamanda bu deneyimin içinde seçim yapmayı, farklı tatları keşfetmeyi, kendi tercihlerini ortaya koymayı ve bunu sosyal çevresiyle paylaşmayı önemsiyor. Yani tüketim, bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarak daha sosyal, daha etkileşimli ve daha kültürel bir alana dönüşüyor.

Biz Popeyes olarak bu değişimi yalnızca gözlemleyen değil, bu değişime yön veren markalardan biri olmayı hedefledik. Bu nedenle kategoride dönüştürdüğümüz en önemli alışkanlık, hızlı servis restoran deneyimini tek bir ürün etrafında şekillenen bir yapıdan çıkarıp, seçim, keşif ve paylaşım üzerine kurulu bir deneyim alanına taşımak oldu.

3 Kalp ile deneyimi yeniden tanımladı

Bu yaklaşımın en somut yansıması ise 3 Kalp kampanyası oldu. 3 Kalp’i yalnızca yeni bir ürün lansmanı olarak değil, tüketicinin deneyimle kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlayan bir kurgunun parçası olarak ele aldık. Geleneksel olarak tek bir ana ürün etrafında şekillenen menü anlayışının aksine, tüketicinin farklı tatları aynı anda deneyimleyebileceği, karşılaştırabileceği ve bunu arkadaşlarıyla paylaşabileceği bir yapı tasarladık.

İlk fazda markayı geri çekip merakı büyüttü

Ürün tarafında üç farklı mini burger ve üç farklı sosla çeşitlilik ve kişiselleştirme imkânı sunarken, iletişim tarafında da yine alışılmış kalıpların dışına çıktık. Kampanyanın ilk fazında markayı doğrudan öne çıkarmak yerine, sosyal medya kültüründen beslenen, gençlerin doğal akışına karışan ve merak duygusunu tetikleyen bir hikâye kurguladık. Böylece önce konuşulan bir dünya yarattık, ardından bu dünyanın Popeyes 3 Kalp deneyimine ait olduğunu ortaya koyduk.

Bu bütüncül yaklaşım aslında bizim için tek bir dönüşüme işaret ediyor: hızlı servis restoran kategorisini sadece “ürün sunan” bir yapı olmaktan çıkarıp, tüketicinin aktif olarak içinde yer aldığı, seçim yaptığı, deneyimi kişiselleştirdiği ve kültürel olarak bağ kurduğu bir alana dönüştürmek.

3 Kalp kısa sürede en çok satanlar arasına girdi

Tüketicinin bu yeni deneyim alanını ne kadar sahiplendiğini aldığımız sonuçlarla çok kısa sürede gördük. 3 Kalp, lansmanının hemen ardından en çok satan ürünlerimiz arasına girdi. Bu, kültür markası inşa etme hedefinin aynı zamanda güçlü ticari sonuçlar doğurabileceğinin somut bir kanıtı oldu.

Bugün geldiğimiz noktada biz Popeyes olarak yeniliği yalnızca ürün geliştirme tarafında değil; tüketiciyle kurulan ilişkinin tamamında, yani hem deneyim hem iletişim hem de kategori algısında üretmeye odaklanıyoruz. Tüm bu çalışmaların alt yapısında ise tek bir hedef yatıyor: Popeyes’ı insanların hayatında gerçek bir yer edinen, popüler kültürün organik bir parçası haline gelen bir marka olarak konumlandırmak.

Z kuşağı tüketimi paylaşılabilir bir deneyim sayıyor

Bu yaklaşımın çıkış noktası, genç tüketicilerin yemek deneyimini nasıl tanımladığını anlamaya yönelik çalışmalarımız oldu. Gözlemlediğimiz en önemli değişimlerden biri, özellikle Z kuşağının tüketimi artık yalnızca fonksiyonel bir ihtiyaç olarak görmemesiydi. Deneyimin sosyal medyada paylaşılabilir olması, arkadaşlarla birlikte keşfedilmesi ve kişiselleştirilebilmesi giderek daha önemli hale geldi.

Araştırmalarımız ve saha gözlemlerimiz bize gençlerin standartlaştırılmış deneyimler yerine seçim yapabildikleri, farklı alternatifleri karşılaştırabildikleri ve birlikte deneyimleyebildikleri ürünlere daha fazla ilgi gösterdiğini gösterdi. Bu nedenle tek bir lezzeti büyütmek yerine farklı karakterlere sahip üç ayrı sos ve üç ayrı deneyim sunma fikri ortaya çıktı.

Yeni bir müzik grubu doğuyormuş hissi yarattı

Sürecin en kritik kırılma anı ise iletişim stratejisinde yaşandı. Kampanyayı geleneksel ürün lansmanı yaklaşımıyla mı yöneteceğimiz, yoksa tamamen farklı bir hikâye mi kuracağımız sorusu üzerinde uzun süre çalıştık. Sonunda marka isminden bağımsız şekilde ilerleyen ve yeni bir müzik grubu doğuyormuş hissi yaratan iletişim kurgusunu tercih ettik.

Bu karar beraberinde önemli bir risk de taşıyordu. Çünkü tüketici ilgisini çekebilirsiniz ancak bunun markaya dönüşmesini sağlamak her zaman kolay değildir. Buna rağmen gençlerin doğal akışına dahil olan, onların gündemlerine organik biçimde temas eden bir hikâye yaratmanın daha güçlü bir etki oluşturacağına inandık. Kampanyanın yarattığı merak ve konuşulma oranı, bu kararın doğru olduğunu gösterdi.

Sektörü bekleyen üç temel dönüşüm

Önümüzdeki dönemde hızlı servis restoran sektöründe üç temel dönüşümün belirleyici olacağını düşünüyoruz.

İlk olarak kişiselleştirme çok daha önemli hale gelecek. Tüketiciler artık herkes için aynı deneyimi sunan markalar yerine kendi tercihlerini şekillendirebildikleri markaları tercih ediyor. Menü tasarımlarından dijital deneyimlere kadar her alanda daha fazla kişiselleştirme göreceğiz.

İkinci olarak deneyim ekonomisinin etkisi artacak. İnsanlar yalnızca ne yediklerine değil, bunu nasıl deneyimlediklerine de önem veriyor. Bu nedenle markaların yalnızca ürün inovasyonuna değil, deneyim inovasyonuna da yatırım yapmaları gerekecek.

Üçüncü olarak ise kültürel relevansın önemi daha da artacak. Özellikle genç tüketicilerle bağ kurmak isteyen markaların popüler kültürü uzaktan takip eden değil, onun doğal bir parçası haline gelen yapılar kurması gerekecek. Güncel kültürel kodları anlayan ve bu kodlarla samimi şekilde iletişim kurabilen markalar öne çıkacak.

500’ü aşkın restoranıyla ölçeğini avantaja çeviriyor

Popeyes olarak bu dönüşümün takipçisi değil, yön veren markalarından biri olmayı hedefliyoruz. Ürün geliştirmeden iletişim stratejilerine kadar her alanda tüketici içgörülerini merkeze alıyor; kategorinin mevcut kurallarını tekrar etmek yerine yeni deneyimler tasarlamaya odaklanıyoruz. Bugün 500’ü aşkın restoranımızla sahip olduğumuz ölçeği yalnızca yaygınlık olarak değil, milyonlarca tüketicinin değişen beklentilerini anlayabilmek için önemli bir avantaj olarak görüyoruz.

Önümüzdeki dönemde de gençlerin yaşam kültürünü, tüketim alışkanlıklarını ve beklentilerini yakından takip ederek hızlı servis restoran deneyiminin sınırlarını genişletmeye devam edeceğiz. Çünkü biz markaların gelecekte yalnızca ürünleriyle değil, yarattıkları kültürel etkiyle de değerlendirileceğine inanıyoruz.

Dosyadaki diğer markalar

Gelenekleri bozan markalar dosyası