SuperFresh

SuperFresh’in kategorisinde bozduğu ezber: Pratik çözümden güvenilir ve keyifli deneyime

SuperFresh, dondurulmuş gıdayı yalnızca pratik bir alternatif olmaktan çıkarıp günlük yaşamın doğal ve güvenilir bir parçasına dönüştürüyor, inovasyonları ve tüketiciyle kurduğu yeni ilişkiyle kategorinin kurallarını yeniden yazıyor.

Gülizar Öcal DoğanBesler Pazarlama ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı

SuperFresh, dondurulmuş gıdayı yalnızca pratik bir alternatif olmaktan çıkarıp günlük yaşamın doğal ve güvenilir bir parçasına dönüştürüyor, inovasyonları ve tüketiciyle kurduğu yeni ilişkiyle kategorinin kurallarını yeniden yazıyor.

Her kategorinin zaman içinde yerleşmiş bazı kabulleri vardır. Dondurulmuş gıda kategorisindeki en güçlü kabullerden biri de ürünlerin çoğunlukla ihtiyaç anlarında, zamanın daraldığı veya başka bir seçeneğin kalmadığı durumlarda tercih edilen alternatifler olduğu yönündeydi.

SuperFresh olarak dönüştürmek istediğimiz temel alışkanlık tam da buydu. Dondurulmuş gıdayı yalnızca zor zamanlarda başvurulan pratik bir çözüm olmaktan çıkararak günlük yaşamın doğal, güvenilir ve keyifli bir parçası hâline getirmeyi hedefledik.

Bu hedefin arkasında değişen yaşam biçimleri, tüketicinin gıdayla kurduğu ilişkideki dönüşüm yatıyordu. Zira insanlar artık yalnızca hızlı ve kolay çözümlerle yetinmiyor. Pratiklikten vazgeçmeden lezzet, kalite, çeşitlilik ve iyi hissettiren deneyimler de arıyorlar. Başka bir ifadeyle tüketici, hayatını kolaylaştıran ürünlerin aynı zamanda hayat kalitesini de yükseltmesini istiyor.

Bu içgörü, SuperFresh’in kategoriye bakışını yeniden şekillendirdi. Ürünlerimizi yalnızca “hazırlaması kolay” seçenekler olarak değil, farklı tüketim anlarına, beklentilere ve yaşam tarzlarına cevap veren çözümler olarak ele almaya başladık. Böylece kategoriyi tek bir ihtiyaç anının dışına çıkararak günün ve hayatın farklı anlarına yaymayı amaçladık.

Pratiklikten deneyime

Bu dönüşümün en görünür alanlarından biri ürün inovasyonlarımız oldu. SuperFresh Pizza Napoliten, dondurulmuş bir ürünün tüketiciye nasıl bir deneyim sunabileceğini yeniden düşünmemizin en güncel örneklerinden biri.

Buradaki değer önerisi yalnızca kısa sürede pizza hazırlayabilmek değil. Hamuru, kokusu, görünümü ve yeme ritüeliyle restoran kalitesindeki artizan pizza deneyimini evde erişilebilir hâle getirmek. Böylece tüketicinin zihnindeki karşılaştırma noktası da değişiyor. Ürün yalnızca diğer dondurulmuş pizzalarla değil, dışarıda yenilen nitelikli pizzalarla da kıyaslanıyor.

Fonksiyonel faydayı duygusal faydayla birleştiren bu yaklaşım, dondurulmuş gıdayı bir mecburiyet çözümünden kendini ödüllendirme deneyimine taşıyor. SuperFresh Pizza Napoliten sayesinde tüketici, evinde Napoli ruhuna yaklaşan gastronomik bir deneyim yaşayabiliyor.

Benzer biçimde ürün portföyümüzü geliştirirken tüketicilerin değişen mutfak alışkanlıklarını, yeni lezzet arayışlarını ve farklı tüketim anlarını dikkate alıyoruz. Amacımız yalnızca mevcut kategorilere yeni ürünler eklemek değil elbette. Dondurulmuş gıdanın hayatın içindeki rolünü sürekli genişletmeyi de amaçlıyoruz.

Güvenilir liderliğini diyalogla güçlendiren marka

SuperFresh olarak her yıl milyonlarca haneye ulaşıyoruz. Markalı dondurulmuş gıda kategorilerinin birçoğunda pazarda güçlü bir lider konumundayız. Yılda 50’den fazla inovasyon yapıyoruz. Ancak kategori kurallarını değiştirmek yalnızca ürünleri değiştirmekle mümkün değil. Markanın tüketiciyle kurduğu ilişkinin de dönüşmesi gerekiyor.

SuperFresh uzun yıllardır güvenilirlik, kalite ve liderlikle özdeşleşen bir marka. Bizim için önemli olan bu güçlü marka algısını korurken markayı daha samimi, katılımcı ve diyalog kuran bir yapıya taşımak oldu.

Örneğin TikTok’ta izlediğimiz içerik stratejimiz, bu dönüşümün en belirgin örneklerinden biri haline geldi. Sosyal medya dünyasında uzun süre influencer olmak, yüksek takipçi sayılarına sahip olmakla ilişkilendiriliyordu. Ancak platform algoritmaları artık yalnızca takipçi büyüklüğünü değil, içeriğin ilgi ve etkileşim yaratma gücünü de ödüllendiriyor. Bu da içerik üreten herkesi potansiyel bir creator hâline getiriyor.

SuperFresh olarak bu kültürel değişimi erken okuduk. Creator iş birliklerimizi yalnızca yüksek takipçili hesaplarla sınırlamadık. Yüz takipçisi olan bir içerik üreticisine de on bin takipçisi olan biri gibi yaklaşarak onu markanın iletişim dünyasının gerçek bir parçası olarak kabul ettik.

İçerik üretimini yalnızca belirli kalıplarla sınırlı görmeyen yaklaşımımızla “creator” tanımını genişlettik. Bu yaklaşım SuperFresh’e yalnızca görünürlük değil, markayla gönüllü biçimde etkileşime giren yüzlerce içerik üreticisi kazandırdı.

Burada bizim için markanın rolü yukarıdan konuşan bir yayıncı olmak değil, tüketicinin üretim kültürüne katılan ve ona alan açan bir kolaylaştırıcı olmak. Güvenilirliğimizi korurken daha yakın ve karşılıklı bir ilişki kurmamızı sağlayan temel değişim de bu oldu.

Anlatmaktan yaşatmaya

Dondurulmuş gıda, son yıllarda FMCG’nin en hızlı büyüyen kategorilerinden biri. Buna karşın kategori, Türkiye’de henüz potansiyeline tam anlamıyla ulaşmış değil. Avrupa ve ABD’de kişi başına düşen yıllık dondurulmuş gıda tüketimiyle karşılaştırıldığında Türkiye’nin hala önemli bir gelişim alanına sahip olduğu görülüyor. Kategorinin bu potansiyeli gerçekleştirebilmesi için ise tüketicinin dondurulmuş gıdaya ilişkin bazı yerleşik algı bariyerlerinin aşılması gerekiyor.

Diğer taraftan, tüketicinin markalara duyduğu güven artık yalnızca reklam mesajlarıyla inşa edilmiyor. İnsanlar, ürün ve markayla ilgili iddiaları bizzat görmek, deneyimlemek ve güvenilir kaynaklar üzerinden doğrulamak istiyor. Bu nedenle şefler, diyetisyenler ve sürdürülebilirlik uzmanlarıyla oluşturduğumuz deneyimlerde ürünlerimizi yalnızca anlatmakla yetinmiyoruz. Tüketicilerin ürünlerimizin tazeliğini ve lezzetini bizzat görmesini, tatmasını ve konunun uzmanlarıyla birlikte değerlendirmelerini sağlıyoruz.

Şefin uzmanlığı ürünün lezzeti ve kalitesi konusunda güven oluşturuyor. Diyetisyenin katkısı beslenmeye ilişkin soru işaretlerini azaltıyor. Sürdürülebilirlik uzmanları ise markanın yaklaşımını kurumsal bir söylem olmaktan çıkararak somut bir zemine taşıyor.

Böylece “storytelling”in ötesine geçerek “storydoing” yaklaşımını benimsiyoruz. Marka vaadini yalnızca iletişimde ifade etmek yerine tüketicinin deneyimleyebileceği gerçek bir eyleme dönüştürüyoruz.

Kategorinin geleceği: Kolaylığın ötesinde değer yaratmak

Önümüzdeki dönemde dondurulmuş gıda kategorisinin yalnızca pratiklik üzerinden büyümeyeceği aşikâr. Zira tüketiciler kolaylığın yanında daha fazla kalite, çeşitlilik, şeffaflık, kişiselleştirme ve deneyim talep ediyor.

Dondurulmuş gıdanın geleceğinde restoran kalitesindeki ürünlerin, farklı dünya mutfaklarının, yeni tüketim anlarının ve değişen beslenme beklentilerine cevap veren çözümlerin daha fazla öne çıkacağını öngörüyoruz. Bunun yanında sürdürülebilirlik, gıda israfının azaltılması ve üretim süreçlerinin daha görünür hâle gelmesi de kategorinin temel gündemleri arasında olacak.

SuperFresh olarak bu dönüşümde yalnızca değişime uyum sağlayan değil, değişimin yönünü belirleyen markalardan biri olmayı hedefliyoruz. Ürün inovasyonunu kültürel içgörüyle, teknolojiyi insan anlayışıyla, güvenilirliği ise samimi bir diyalogla birleştirmeye devam edeceğiz.

Çünkü bizim için kategorinin kurallarını yeniden yazmak, geçmişte doğru kabul edilen her şeyi reddetmek anlamına gelmiyor. Güvenilirlik ve kalite gibi değişmeyen değerleri korurken, bu değerleri bugünün yaşam biçimlerine ve tüketici beklentilerine uygun yeni biçimlerde hayata geçirmek anlamına geliyor.

SuperFresh’in dönüşümü de tam olarak burada yatıyor: Dondurulmuş gıdayı gündelik hayatın dışında kalan bir alternatif olmaktan çıkarıp günlük yaşamın içinde güvenilen, sevilen ve birlikte üretilen bir deneyime dönüştürmek.

Dosyadaki diğer markalar

Gelenekleri bozan markalar dosyası