Farklı sektörlerin önde gelen CMO’larını bir araya getiren “CMO’ların 2025 Yol Haritası” dosya haberimizde, L’Oréal Türkiye Tüketici Ürünleri Divizyonu Makyaj Pazarlama Direktörü Ayşe Dağgeçen, 2024’ten aldığı önemli dersler ve deneyimlerle 2025’e yönelik stratejik yol haritasını ve pazarlama dünyasında öne çıkacak trendleri paylaştı.
2024 yılını L’Oréal Türkiye Tüketici Ürünleri Divizyonu Makyaj Kategorisi için tek başarı ile özetlemek pek mümkün değil. Genel olarak oldukça başarılı bir yılı geride bıraktık. Pazarın lideri olarak gerek +segmentlerdeki yeni ve heyecan verici inovatif lansmanlarımızla gerek ana segmentlerdeki yıllardır kategorisinde lider olan ikonik ürünlerimizle ve güçlü ürün portföyümüzle lider konumumuzu sürdürüyoruz.
2025 yılı da makyaj için hedefleri yüksek tuttuğumuz bir yıl. Stratejisini detaylı ördüğümüz offline ve dijital yatırımlarımıza önümüzdeki yıl da devam ederek liderliğimizi sürdüreceğimiz ve inovatif lansmanlarımızla tüketicinin ihtiyacını karşılayan, makyaj trendlerini belirleyeceğimiz bir yıl olacak.
“Sağlıklı ve ışıltılı görünüm makyaj trendlerinin merkezinde”
Makyaj pazarında tüketici davranışlarının özellikle pandemi ile çok belirgin değişimler yaşadığını söyleyebiliriz. Tüketici artık kullandığı ürünün içeriğine ve performansına daha fazla dikkat ediyor ve verdiği değerin karşılığını aldığından her zamankinden daha çok emin olmak istiyor. Pandemi öncesi döneme göre ciltle bütünleşen, sağlıklı görünümün ön planda olduğu ışıltılı makyajlar oldukça popüler.
Ayrıca etkisini gördüğümüz K-Beauty ve 90’lar trendlerini 2025 yılında da bolca konuşuyor olacağız. Bununla beraber sosyal medyanın ve özellikle de TikTok’un etkisiyle dönemsel trendler oluştuğunu görüyoruz. 2025 yılında bu kanalların etkisinin daha da artacağını düşünürsek, ki özellikle TikTok’un yanında YouTube Shorts’un da büyük potansiyelini unutmamak gerekiyor, bu dönemsel trendlerle de sık sık karşılaşacağımızı söyleyebiliriz.
“Kişiselleştirmek, tüketiciyle etkileşim kurmak ve ‘eşsiz’ hissettirmek ajandalarımızın ana başlıklarından”
Sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık son yıllarda tüm sektörlerin odaklandığı konulardı. L’Oréal Türkiye olarak bizim de şirket önceliklerimizin başında olan bu konular 2025’te de aynı şekilde hayatımızda olacak. Bir de önümüzdeki yıl hiper kişiselleştirme konusunu çok sık duyacağız.
Dijital pazarlama ve doğru teknolojilerden yararlanma konusunda lider bir şirket olarak, kişiselleştirmenin öneminin oldukça farkındayız. Bizim de çok önem verdiğimiz ve senelerdir üzerinde çalışıp sürekli kendimizi geliştirdiğimiz tüketici ve alışverişçi deneyimini hem online hem offline tarafta kişiselleştirmek, tüketiciyle etkileşim kurmak ve “eşsiz” hissettirmek ajandalarımızın ana başlıklarından.
“Makyaj trendlerine öncülük etmek ajandamızın ilk sıralarında yer alıyor”
Ana hedefimiz makyaj pazarındaki liderliğimizi sürdürmek ve elbette daha çok insana ulaşarak makyaj pazarının büyümesine liderlik etmek. Marka gücümüzü ve değerimizi artırarak tüketici ile kurduğumuz bağı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Tüketicinin ihtiyaçlarına yanıt veren inovatif ürünlerimizle birlikte makyaj trendlerine öncülük etmek ajandamızın ilk sıralarında yer alıyor.
Örneğin Maybelline New York için son birkaç yıldır olduğu gibi 2024 yılı da müziği sahiplendiğimiz ve tüketici ile müzik üzerinden güçlü bağlar kurduğumuz bir yıldı. 2025 yılında da müzik ve Maybelline New York’u yanyana görmeye devam edeceksiniz. Dijital pazarlama, sosyal medya ve influencer iletişimleri de stratejimizin önemli bir parçası olmaya devam edecek.
2024 yapay zeka için kırılma noktası olan bir yıldı. Biz de kampanya süreçlerimize yapay zekayı entegre eden iş birlikleri yaptık. 2025 yapay zeka, Metaverse ve Web3 gibi gelişmelerin pazarlama dünyasındaki etkilerinin artacağı ve markaların da buna adapte olmak için adımlar atacağı bir yıl olacak. Dijital gelişmelerin etkisi artarken, sosyal medya ve influencer pazarlamasının etkisi de artacak. Kısa video içeriklerin hakimiyeti sürmeye devam ederken influencer içeriklerinde özgünlük ön plana çıkıyor. Aynı zamanda bizim de marka iletişimlerimizde yer verdiğimiz mikro influencerların etki gücünün de artacağını ön görüyoruz.




