2025, reklam ve yaratıcılık dünyasında güçlü fikirlerin öne çıktığı, cesur kampanyaların sınırları yeniden çizdiği bir yıl oldu. Ad Just Brand olarak bu yıl, “en iyi işler” seçkisini yalnızca listeleyen klasik formatı bir adım öteye taşıyoruz. Sektörün önde gelen isimlerinden, yıl boyunca karşılaştıkları kampanyalar arasından gerçekten “Keşke bu işi ben yapmış olsaydım” dedikleri 5 işi seçmelerini istedik. Ortaya, 2025’in yaratıcı ruhunu kişisel bakış açılarıyla yansıtan ilham verici bir liste serisi çıktı.
Bu serinin ilk konuğu, GLAMLY Founder & Creative Chairman İbrahim Akan oldu. Akan, yıl boyunca karşılaştığı işler arasından fikri, yaklaşımı ve yaratıcı cesaretiyle gerçekten “Keşke bu işi ben yapmış olsaydım” dediği 5 kampanyayı seçti. İşte 2025’in yaratıcı hikayesini onun gözünden anlatan seçimler:
Diğer katılımcıların “keşkelerine” buradan ulaşabilirsiniz.
İnsanlar sosyal medyada bir şey görür ve onu bir öğle yemeğinde veya arkadaşlarıyla whatsapp grubunda konuşma başlatmak için kullanır. Genelde bu ve benzeri pek çok ana tanık olmuş ya da denk gelmişizdir. Sohbet bir noktada Instagram’da ya da TikTok’ta ya da X’te gördüğümüz “bir şey”e geliyor. Dolayısıyla, reklam iletişimi dediğimiz şey de insanların gündemi içerisine markanın o “bir şey”ini dahil edebilmek. O nedenle de çoğunlukla işlerin ilk çıkış noktası sosyal mecralar ve bu merkezden büyüyen iletişim fidanları olmalı diyoruz.
Vaseline Verified
Bu perspektiften baktığımızda “keşke biz yapsaydık” dediğim ilk iş Vaseline Verified. Bugün hala bir marka açısından en kıymetli şey, UGC. Üstelik çıkış noktasında marka veya ajans tarafından zoraki motivasyonlar yaratılmadan üretilenler. Çünkü çoğumuz bu tip durumlarda doğru brief’i ve dolayısıyla doğru iletişim çözümünü ıskalayabiliyoruz. Neyse ki bu, doğruların bir araya geldiği enfes bir iş:
Street Nipples
Girişte bahsettiğim şeyi burada biraz daha açabiliriz: insanların gündelik akışları içerisindeki noktaları hack’lemenin çok heyecan verici olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize; nasıl büyük bir Instagram story ekonomisi yaratmıştır. Bazen bir ekranı bazen sokağı bazen de aynı anda ikisini birden hack’lemenin böyle sıra dışı iş sonuçları olabiliyor. Çünkü insanların dikkatini buraya çekmek ve onlar arasında bir sohbet konusu açacak o “bir şey”i çözümlemek genelde tüm mesele. Burada tam da öyle olmuş, o yüzden keşke biz yapsaydık.
Not: Bunu sevdiysen, LCW için geçen sene yaptığımız “%99 erken dönem fırsatlarını kaçırma” farkındalık kampanyamızı da seversin. 🙂

Finger Lickin’ Fork
Bir marka düşünelim; 1952’den bu yana vaadini gerçeğe dönüştürüyor ve sonra öyle bi’ an geliyor ki, kendi lafını hack’leyerek bu vaade yepyeni kapılar aralıyor. Markasıyla ilgili insanlara yeni bir sohbet konusu hediye ediyor. Ne güzel iş hakikaten, keşke biz yapsaydık.

Yok Böyle Tat
Bu kez Türkiye’den bir iş ile devam edelim. Bu yıl içerisinde yayınlanmış en sevdiğim lokal proje olabilir. Sosyal medyadaki gerçeklik algısını, tam da o dünyanın jargonu ve execution’ıyla hack’liyor. İletişiminde hedefi olan toplulukla eğleniyor, dans ediyor, şakalaşıyor… Günün sonunda ama bir duyguyu köpürtmüş oluyor, güzel bir damar yakalıyor. Üstelik bunların tümünü tek bir paylaşımla yapıyor. Evet evet, keşke biz yapsaydık. 🙂
Not: Genelde bizdeki haberlerde ya da paylaşımlarda ajans ismine nedense pek yer verilmiyor. Belki de eskiye göre daha fazla “iş birliği” çatısı altında yapıldığı içindir paylaşımlar. Halbuki en önce onlara yer vermek gerekir, en çok da onlar alkışı hak eder.
Pixiu Agency x Knock Knock

Damatlığa reklam almak
Bu ise keşke “ben” yapsaydım dediğim bir iş, hepsi bu kadar 🙂




