Starbucks

Herkes için bir üçüncü adres

Starbucks olarak topluluğu, aynı markayı tercih eden insanlardan oluşan bir kitle olarak görmüyoruz.

Murat BuyurganAlshaya Starbucks Avrasya Dijital ve Pazarlama Direktörü

Starbucks olarak topluluğu, aynı markayı tercih eden insanlardan oluşan bir kitle olarak görmüyoruz. Bizim için bu topluluk; zaman içinde ortak deneyimler, alışkanlıklar ve aidiyet duygusu etrafında buluşan güçlü bir ekosistem.

Kahve severlerin hayatlarına dokunurken, onların günlük ritüellerinin bir parçası olmak bizim için çok kıymetli. Çünkü önemli olan, Starbucks’ın sabah kahvesinden toplantıya, çalışmaktan kısa bir molaya kadar insanların kendilerini iyi hissettikleri bir “üçüncü adres” olabilmesi.

Türkiye’de 2003 yılında başlayan yolculuğumuz boyunca, yüksek kalite standartlarına sahip küresel Starbucks deneyimini korurken yerel kültürü, alışkanlıkları ve misafirlerimizin beklentilerini her zaman dikkatle dinledik. Alshaya’nın yerel pazarı anlama gücüyle birlikte dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeni kanallarda attığımız adımlar sayesinde Starbucks Türkiye bugün kahvenin ötesinde bir deneyim sunan, misafirleriyle güçlü ve uzun soluklu bağlar kuran büyük bir topluluğa dönüştü.

Bu nedenle bugünkü konumumuzu yıllar içinde misafirlerimizle kurduğumuz ilişkinin ve güvenin bir sonucu olarak görüyorum. Starbucks’ın bugün ülkemizde hayatın doğal bir parçası haline gelmiş olması bizim için en değerli kazanımlardan biri.

Bağ küçük ve tekrar eden deneyimlerle kuruluyor

Marka ve tüketici arasındaki bağın küçük ama tekrar eden deneyimlerle oluştuğunu düşünüyorum. Misafirlerimizin Starbucks’la kurduğu ilişki çoğu zaman bir içecekle başlıyor. Zamanla baristamızla kurduğu iletişim, kendi zevkine göre kişiselleştirdiği siparişi, çalışmak için tercih ettiği bir masa ya da arkadaşlarıyla paylaştığı güzel anlar bu deneyimi daha kişisel ve anlamlı hale getiriyor. Tüm bu temaslar biriktikçe Starbucks, kahve alınan bir yer olmaktan çıkıp günlük hayatın doğal bir parçasına dönüşüyor.

Burada partnerlerimizin rolünü özellikle önemsiyoruz. Çünkü misafirimizin markayla kurduğu ilişkinin en insani tarafı mağazalarımızda yaşanıyor. Partnerlerimizin sıcak ve samimi yaklaşımı Starbucks deneyimini daha özel hale getirirken, misafirlerimizin kendilerini daha değerli hissetmelerine katkı sağlıyor. Bu yüzden partnerlerimizi her zaman markamızın kalbinde görüyoruz.

Bağ güçlendikçe misafirlerimiz de deneyimin daha aktif bir parçası haline geliyor. Starbucks Rewards, kişiselleştirme seçenekleri, dijital kanallarımız, sürdürülebilirlik ve sosyal fayda projelerimiz bu katılım için farklı alanlar yaratıyor. Örneğin misafirimiz kendi kupasını getirdiğinde ya da biriktirdiği yıldızları sosyal fayda projelerine bağışladığında artık sadece bir Starbucks deneyimi yaşamıyor, değer dünyamızın da aktif bir parçası oluyor. Aidiyetin de tam olarak burada güçlendiğine inanıyorum.

Doğubayazıt’taki Starbucks topluluğun gücünü gösterdi

Topluluk duygusunun markaya kattığı en büyük değerin güven ve uzun vadeli ilişki olduğunu düşünüyorum. İnsanlar bir markayla gerçek bir bağ kurduğunda tercihler ürün ya da fiyat üzerinden şekillenmiyor; yaşadıkları deneyim, kendilerini nasıl hissettikleri ve markanın hayatlarındaki yeri de bu ilişkinin bir parçası haline geliyor.

Bunun karşılığını misafirlerimizin Starbucks’ı günlük rutinlerinin bir parçası haline getirmelerinde, yeni ürünlere duydukları merakta, kişiselleştirme seçeneklerini kullanmalarında ve deneyimlerini kendi çevreleriyle paylaşmalarında görüyoruz. Ancak bazen topluluğun gücünü en iyi anlatan örnekler rakamların dışında ortaya çıkıyor.

Doğubayazıt’ta gördüğümüz hikaye bunun çok güzel bir örneğiydi. Starbucks mağazasının olmadığı bir yerde küçük bir yapının “Starbucks Doğubayazıt” adıyla insanların buluştuğu bir noktaya dönüşmesi, markanın fiziksel bir mağazanın ötesine geçerek insanların hayatında anlam kazandığını gösterdi. Çünkü günün sonunda gerçek marka gücü, yalnızca kaç kişiye ulaştığınızla değil, insanların hayatında nasıl bir yer edindiğinizle ölçülüyor.

‘Senin Starbucks’ deneyimi kişiselleştiriyor

Misafirlerimizin hayatına dokunan, onların ritmine uyum sağlayan, daha sorumlu ve sürdürülebilir bir deneyim sunan bütünsel bir yaklaşımla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Küresel trendler ve partnerlerimizin gözlemleri elbette çok önemli ancak misafirlerimizin ihtiyaçları, beklentileri, geri bildirimleri ve değişen tüketici davranışları Starbucks deneyiminin nasıl gelişeceğine yön veriyor. “Senin Starbucks” yaklaşımımızla da bu deneyimi daha kişisel, samimi ve erişilebilir hale getirirken, misafirlerimizin Starbucks’la kurduğu bağı daha görünür kılıyoruz.

Yeni nesil misafirlerin beklentilerine mevsimsel ürünler, kişiselleştirilebilir içecekler, bitkisel bazlı alternatifler ve daha hafif seçeneklerle cevap veriyoruz. Türk çayı ve Türk kahvesi menümüze girdiğinde, bu sadece yeni bir ürün eklemekten çok daha fazlasıydı; misafirlerimizin ihtiyaçlarını ne kadar önemsediğimizin bir göstergesiydi.

Aynı yaklaşımı mağaza deneyimimizde de sürdürüyoruz. Örneğin Türkiye’de ilk kez Kozyatağı Atatürk Caddesi mağazamızda hayata geçirdiğimiz Coffeehouse konsepti misafirlerimizin değişen ihtiyaçlarından ilham alan önemli örneklerden biri. “Evinden Bir Köşe” yaklaşımıyla; çalışmak, sosyalleşmek, dinlenmek ve birlikte vakit geçirmek isteyen misafirlerimize daha sıcak, esnek ve kendilerini ait hissedebilecekleri bir alan sunuyoruz. Bunun yanında Starbucks mobil uygulamamız, kişiselleştirilmiş kampanyalar, hızlı sipariş çözümlerimiz ve Starbucks Delivery gibi kanallarla deneyimi mağazanın ötesine taşıyoruz.

İletişim ve toplumsal fayda çalışmalarımızda da katılımcı anlayışı sürdürüyoruz. Starbucks Ortak Alan, Signing Store, “Kendi Kupanı Getir” ve “Yıldız Bağışı” gibi uygulamalarla misafirlerimizi değer dünyamızın aktif bir parçası olmaya davet ediyoruz. Bu nedenle topluluğu yalnızca iletişim kurduğumuz bir hedef kitle olarak değil, markanın gelişimine yön veren önemli bir paydaş olarak görüyoruz.

Dosyadaki diğer markalar

Topluluk markaları dosyası