• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa Ne Yapar?

Kreatif Direktör ne yapar? Duygu Özcan Ardağ açıklıyor

Çeşitli sektörlerden profesyonellerin kariyer yolculuklarına, günlük sorumluluklarına ve gelecek hedeflerine odaklanan "Ne Yapar?" serisinde, Rm Kreatif Direktörü Duygu Özcan Ardağ, "Kreatif Direktör"ün görev ve sorumluluklarını anlattı.

Ad Just Brand Ad Just Brand
9 Ekim 2024
Ne Yapar?

Selam, ben Duygu. Bilkent Üniversitesi’nde ekonomi okudum. Asla yatırım tavsiyesi değildir ama ben bu sayede hesap kitap yaptım. Ve “yaratıcı bir iş yapmalıyım” dedim, reklamcı oldum. İşimi seviyorum, her aşamasında var olmak benim için ayrı bir keyif. Bu yüzden reklamcılığın eşlikçileriyle de ilgileniyorum. Yazıyorum, dublaj yapıyorum, masal anlatıyorum.

Kariyer hikayeme baktığımda, işin iyi tarafı hep sevdiğim insanlarla çalıştım. Herhalde yine işin iyi tarafı, hep çok da kolay olmayan insanlarla çalıştım. Hayatımın bir dönemi ajansta yaşadım diyebilirim, gerçek anlamıyla yaşamak 🙂 O dönem zorlandım, çok öğrendim ve acayip eğlendim. Bu yüzden benim bildiğim reklamcı kendine iş çıkarır, bu olmadı der, bozar yine yapar. Bir işin tek tarafından tutmaz, her şeyiyle ilgilenir. Dümdüz mesai yapmaz, ajans içinde rahat duramaz, hep bir muziplik arar.

Ogilvy, Manajans, sonra Titrifikir’de yazarlık yaptım. Hepsine ayrı teşekkür ediyorum. Ama en çok, gidişine hala alışamadığım canım kreatif direktörüm Özgür’e… Kocaman sesi, kocaman hareketleriyle “aferin kız” diyordur belki bir yerlerde.

“Bazı fikirlerimizin arkasından helvasını yesek de onları bulurken gerçekten eğleniyoruz”

Ardından yeni bir yolculuğa çıktım, İzmir’e geldim ve sekiz yıldır Rm’deyim. “Bu şehirde de bu iş hakkıyla yapılır” diyen Yiğit Sal’la tanıştım. Bir nevi Don Kişot’luktu Rm’nin yaptığı… Sonra biz büyüdük, ekip büyüdü. Üç yıldan bu yana ise İstanbul’da aynı ajanslarda, farklı zamanlarda olmamız nedeniyle yolumuzun kesişemediği Burak Mağralı’yla Rm’de onun deyimiyle “huniliyoruz”.

Ajans, İstanbul’dan tecrübeleriyle göçenler ve İzmir’de kalmak isteyen parlak gençler ile birlikte bugün 41 yaşında. Artık mekansızlığın kabul gördüğü dünyada, zaten nerede olduğumuzun da pek bir önemi yok. O yüzden biz, İzmir’deyiz ama aslında biraz da her yerdeyiz.

Neden reklamcı oldum? Biraz deli olmak gerekiyordu sanırım. Hayatımız gerçekten zor ama onu birlikte daha keyifli bir hale getirebiliyoruz. En azından reklamcılık, buna fırsat tanıyor. Maalesef bazı fikirlerimizin arkasından helvasını yesek de onları bulurken gerçekten eğleniyoruz. Tabii bir de sonu iyi yerlere dokunan ve hayata geçen emekler var. “Ne güzel iş yaptık.” mutluluğu denen bir şey var…

“Kreatif direktör” kendi yapmaktan ziyade, yapmak isteyenlere alan açar bence. Bu bir takım oyunu, yönetmek ise oynamaktan çok başka bir misyon. Tüm oyuncuları tek tek tanımak ve empati yapmak gerekiyor. Çünkü herkesin güçlü yanı farklı. Ama hayatta her yeteneğe ihtiyaç var. Potansiyelini ayırt edebilen ve seni ona göre yönlendirebilen biri varsa eğer, çok şanslısın…

Bizler hep havuza atıldık, su başta soğuktu ama yavaş yavaş alıştık. Bu sayede göre göre, yapa yapa öğrendik. O yüzden mümkün olduğunca her işe herkesin dahil olması gerektiğine inanıyorum. Sorumluluk almadıkça ne kadar gelişebileceğini keşfedemiyor insan. Bir de merak tabii ki, olmazsa olmaz.

İşin mutfağından çıktığın tarafta ise kreatif direktör olarak artık farklı sorumluluklara da odaklanman gerekiyor. O yüzden arkanda güvenebildiğin bir ekibin olması çok değerli. “Anlatmadan anlaşmak” benim için ekip olmak demek…

“Her ne kadar reklamcılığın başlangıç noktası ‘basit düşünmek’ olsa da ne yazık ki gerçekten çok fazla parametre gerektiren, stresli bir iş”

Sürprizlerle dolu sektörümüzde, rutin bir gün akışı nasıl tarif edilir bilmiyorum açıkçası ama bir deneyeyim… Toplantılar, toplantılar ve toplantılardan sonra en sevdiğimiz kısma geliyoruz genelde. Fikir konuşmak… Ekiple ajansta da olsak, evde de yan yanaymış gibi çalışıyoruz. Ya birbirimizin yanına sandalye çekip işi bitiriyoruz ya da online toplaşıp sunumu kitliyoruz. Çekim veya müşteri buluşmamız olduğundaysa büyük ihtimalle İstanbullulardan daha az bir trafikte İstanbul’a gidip dönüyoruz.

Her ne kadar reklamcılığın başlangıç noktası “basit düşünmek” olsa da ne yazık ki gerçekten çok fazla parametre gerektiren, stresli bir iş bizimki. Sürekli üretmek, disiplin ve dikkat lazım ama en çok da sabır! Bence en büyük sıkıntı, herkesin her şeyin en iyisini bildiğini düşünmesi. Sonrası zincirleme gidiyor zaten… Müşteri tarafında; ihtiyaç tarif etmek yerine çözümler direkt talep edilebiliyor, zamanlamalar gerçek üstü olabiliyor, risk almamak adına yaratıcılıktan uzaklaşılabiliyor. Öte yandan da ajanslarda farklı bir nesil yetişiyor. Onlar da ikiye ayrılıyor. Siyah kuşak gibi z kuşakları ve işi sahiplenmekten kaçan diğerleri… Bir de sanırım artık “fikirli kreatif” diye bir ayrım başladı günümüzde, aksi çok garip olsa da bu da böyle bir gerçek.

Biz hibrit sistemde çalışıyoruz. İki gün ajansta, üç gün evdeyiz ama canı isteyen istediği zaman ofiste. Zorunluluk olmaması bence herkese motivasyon sağlıyor. Mesela bir bakıyorum, ekip kendi kendine sözleşip çalışmaya gidiyor. Ajans Alsancak’ta olunca, hemen çıkışa bir de akşam planı ekleniyor. Birbirimizi görmeyi, bahçede muhabbeti seviyoruz, sahile veya fuardaki çimlere gidip sıfırlanabiliyoruz. Ama tabii ki denize girmek için her yer İzmir’e bir saat olunca, yazları çoğumuz uzaktan katılmayı tercih ediyor 🙂

Aynı kafada insanlarla bir olmak gibisi yok. Bu yüzden yeni kafaları açabiliyorsak, bir yerlere iyilikle dokunabiliyorsak, işe yarayabiliyorsak ne mutlu.

Etiketler: manşetne yaparRm

İlgili Haberler

Creative Group Head ne yapar? Fatma Öcal açıklıyor
Ne Yapar?

Creative Group Head ne yapar? Fatma Öcal açıklıyor

Medya İlişkileri Direktörü ne yapar? Mustafa Boran açıklıyor
Ne Yapar?

Medya İlişkileri Direktörü ne yapar? Mustafa Boran açıklıyor

Analitik ve İçgörü Direktörü ne yapar? Yasemin Yıldırım açıklıyor
Ne Yapar?

Analitik ve İçgörü Direktörü ne yapar? Yasemin Yıldırım açıklıyor

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.