Bazı markalar vardır ki, yalnızca ürün satmaz; alışkanlıkları dönüştürür, ritüeller yaratır, şehirlerin ruhuna işler. Starbucks, Türkiye’ye ilk adımını attığında yıl 2003’tü. O gün, İstanbul’un bir köşesinde mis gibi kahve kokusuyla açılan ilk mağaza, aslında uzun soluklu bir yolculuğun da habercisiydi. O fincanlar sadece kahve değil, yeni bir sosyalleşme kültürünün taşıyıcısı oldu. Bugün Starbucks, Türk kahvesinden sürdürülebilirlik projelerine, gençlere yönelik sosyal programlardan barista gelişim yolculuklarına kadar geniş bir etki alanına sahip. Marka, “yerelleşme”yi bir strateji değil, bir öğrenme süreci olarak benimsiyor; nitekim her mağazada, her fincanda bu yaklaşımın izlerini görmek mümkün. Starbucks Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan Başkan Yardımcısı Figen Ilgaz ile markanın Türkiye’deki evrimini, değişen kahve kültürünü, yerelleşmeyi, sürdürülebilirliği ve Starbucks’ın gençlerle birlikte nasıl bir gelecek hayal ettiğini konuştuk.
Starbucks’ın Türkiye’deki yolculuğunu nasıl tanımlarsınız? Markanın burada geçirdiği evrimden ve gelecekteki yerinden bahsedebilir misiniz?
Bizim hikayemiz, 2003 yılında Türkiye’ye adım attığımızda başladı. O gün, kahveyle dolu küçük bir fincanın insanları nasıl bir araya getirdiğini daha da yakından gördük. Kahve severlerin hayatlarına dokunurken, onların günlük ritüellerinin bir parçası olmanın heyecanını yaşadık. Yüksek kalite standartlarımızdan asla ödün vermedik, ancak bir yandan da Türkiye’nin benzersiz kültürünü kucaklamayı öğrendik.
Yerelleşme bizim için bir yolculuk oldu; Türk çayı ve Türk kahvesi menümüze girdiğinde, bu sadece yeni bir ürün eklemekten çok daha fazlasıydı; misafirlerimizin ihtiyaçlarını ne kadar önemsediğimizin bir göstergesiydi. “Burada en iyisini nasıl sunabiliriz?” sorusu bizim için her zaman pusula oldu.
Tabii bu sadece bir başlangıç! Kahve deneyimini dönüştürmek bizim için sadece ürünlerle sınırlı değil. Topluluklarla güçlü bağlar kurmak, sürdürülebilirlik odaklı projelerle geleceğe yatırım yapmak ve misafirlerimizin değişen beklentilerine uyum sağlamak bizim hikayemizin devamını oluşturuyor.
Türkiye’deki kahve sektörünün son yıllardaki dönüşümünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Tüketici alışkanlıklarında ne gibi değişiklikler gözlemliyorsunuz?
Son yıllarda Türkiye’de kahve sektörü tam anlamıyla bir dönüşüm hikayesi yaşıyor. Kahve artık sadece bir içecek değil; herkesin hayatında bir durak, bir deneyim ve bir yaşam tarzı haline geldi. Misafirlerimiz, kahveyi daha bilinçli bir şekilde seçiyor; etik üretim, sürdürülebilirlik ve çevre dostu yaklaşımlar tercihlerinde giderek daha fazla rol oynuyor.
“Kahve, artık keyifli bir deneyim yaşamanın da ötesinde; bağ kurmanın ve kendine zaman ayırmanın bir sembolü”
Biz de bu değişimin ön saflarında yer alıyoruz. Menülerimize hem global kahve standartlarını hem de yerel tatları ekleyerek misafirlerimizin damak zevkine hitap etmeye özen gösteriyoruz. Mağazalarımızı ise sadece kahve içilen yerlerden çok daha fazlası olarak tasarlıyoruz. Misafirlerimiz burada ders çalışıyor, işlerini hallediyor ya da sadece bir kahve molasıyla hayatın temposundan biraz uzaklaşıyor. Ücretsiz Wi-Fi’miz, Yeniden Doldur ile iki saat geçerli ikinci kahve ve çay uygulamamız ve sıcak, rahat atmosferimizle onlara evden ve iş yerinden sonra gelen en samimi adres olmayı vaat ediyoruz.
Kahve, artık keyifli bir deneyim yaşamanın da ötesinde; bağ kurmanın ve kendine zaman ayırmanın bir sembolü. Bu değişimin bir parçası olmak bizim için inanılmaz heyecan verici. Gelecekte de misafirlerimizin kahve yolculuğunu daha da anlamlı hale getirmek için yenilikçi adımlar atmaya devam edeceğiz.
Çalışan memnuniyeti ve bağlılığı sizin için nasıl bir öncelik taşıyor? Bu alanda yürütülen projeler neler?
İyi kahve, sadece kaliteli kahve çekirdeği ya da içeriğin mükemmel olmasından ibaret değildir. Baristanın ustalığı ve hüneri, o kahveyi bir sanata dönüştürür. Dünyanın en iyi kahvesine sahip olabilirsiniz, ancak eğer baristanız işinin ehli değilse, o kahve potansiyelini ortaya çıkaramaz.
Biz Starbucks’ta partnerlerimizle birlikte çalışmayı, onların yetenekleri ve enerjisiyle markamızı daha ileriye taşımayı çok önemsiyoruz. Onlar bizim markamızın kalbinde yer alıyor ve her gün tutkularıyla Starbucks deneyimine benzersiz bir katkı sağlıyorlar. Bu yüzden partnerlerimizin memnuniyeti ve bağlılığı bizim için vazgeçilmez bir değer.
Eğitim ve gelişime verdiğimiz önemle, partnerlerimize sadece iş değil, aynı zamanda kendilerini geliştirebilecekleri güçlü bir zemin sunuyoruz. Barista Temel Eğitim Programları’ndan liderlik projelerine kadar pek çok alanda destek sağlıyoruz. Bunun yanında, sosyal sorumluluk projeleri ve çeşitli etkinliklerle de onların mutluluğunu ve motivasyonunu artırmayı hedefliyoruz.
Bizim için partnerlerimiz yalnızca bir ekip üyesi değil, aynı zamanda bir topluluğun en değerli parçaları. Bu bağlılık, misafirlerimize sunduğumuz her fincan kahveye de yansıyor; samimi bir dokunuş ve içten bir lezzetle birleşiyor. Partnerlerimizin bu katkısı, markamızı farklı kılan en önemli unsurlardan biri.

Starbucks’ın global “sürdürülebilirlik” hedefleri Türkiye operasyonlarına nasıl yansıyor? Yerel düzeyde hangi adımları atıyorsunuz?
Starbucks olarak sürdürülebilirliği sadece bir hedef değil, iş yapma şeklimizin temel taşı olarak görüyoruz. Global hedeflerimiz, burada Türkiye’de attığımız somut adımlarla hayat buluyor. Örneğin, çevre dostu mağaza tasarımlarımız ve sürdürülebilir uygulamalarımızla fark yaratmayı amaçladığımız Greener Store konsepti tam da bunun bir yansıması. Şu anda Türkiye’de 58 adet Greener Store’umuz var ve bu mağazalar, Wold Wild Foundation’un (WWF) global standartlarına uygun olarak, çevresel etkileri minimize etmek için tasarlandı. Yağmur suyu toplama sistemleri, güneş enerjisi panelleri ve düşük enerji tüketimli cihazlar gibi yenilikçi çözümler, daha yeşil bir dünya için attığımız adımlardan sadece birkaçı. Çeşme’de bulunan Ilıca Drive Tru mağazamız EMEA bölgesinde 2023 yılının ‘Yeşil Mağazası’ seçildi.

Bring Your Own Cup, “Kendi Kupanı Getir” uygulamamızla; misafirlerimizi bu sürdürülebilirlik hareketinin bir parçası olmaya davet ediyoruz. Kendi kupasını getiren misafirlerimiz hem çevreyi koruyor hem de küçük bir indirimle kahvelerini daha keyifle yudumluyor. Küçük gibi görünen bu adımların aslında büyük farklar yaratabileceğine inanıyoruz.
Starbucks’ta kağıt poşetlerimizden elde ettiğimiz geliri iyiliğe dönüştürüyoruz. Bu proje çerçevesinde farklı vakıflarla iş birliği yaparak toplumın farklı bir ihtiyacına odaklanıyoruz. Çevre odağında ise Ege Orman Vakfı ile bugüne kadar 40 bine yakın fidan dikimi gerçekleştirdik.
Bu projeler, global vizyonumuzun Türkiye’deki güçlü yansımalarını temsil ediyor. Bizim için mesele sadece kaliteli kahve sunmak değil; aynı zamanda daha yaşanabilir bir dünya için anlamlı katkılar yapmak. Misafirlerimizle birlikte daha yeşil, daha güzel bir gelecek yaratmaya kararlıyız.
Rekabetin yoğun olduğu Türkiye kahve sektöründe Starbucks’ı farklı kılan temel unsurlar neler olacak?
Starbucks olarak bizi farklı kılan şey, yalnızca en iyi kahveyi sunmamız değil; aynı zamanda topluma ve çevreye değer katma konusundaki kararlılığımız. Misafir odaklı yaklaşımımız, sürdürülebilirlik projelerimiz ve gençlere yönelik desteklerimizle sektörde fark yarattığımıza inanıyoruz.
Gençlere destek sağlamak bizim için büyük bir tutku. Habitat Derneği ile birlikte hayata geçirdiğimiz EmpowerME programı, tam da bu noktada devreye giriyor. Bu programla, gençlere dijital okuryazarlık, girişimcilik ve iletişim becerilerini geliştirme fırsatları sunuyoruz. Onların geleceğini desteklemek bizim için hem bir hedef hem de büyük bir mutluluk. Ayrıca Türkiye’deki ilk Community Store’umuz da bu vizyonumuzun önemli bir parçası. Bu mağazada, topluma fayda yaratacak eğitim içerikleri geliştirmek için vakıflarla iş birliği yaparak gençlerin kariyer ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunuyoruz.
“Bir kahve içmekle başlayan bu yolculuğun, topluma dokunan güzel bir hikayeye dönüşmesi bizi çok mutlu ediyor”
Toplum ve çevre için anlamlı bir fark yaratmak, yaptığımız işin en önemli parçalarından biri. Örneğin, “Kağıt Poşetler İyiliğe Dönüşüyor” projemizle, kağıt poşetlerin gelirini topluma fayda sağlayacak projelerde kullanıyoruz. Misafirlerimizle birlikte bu harekete katkıda bulunmak, küçük ama etkili bir adımla daha güzel bir geleceğe ulaşmamıza yardımcı oluyor.
Bir diğer anlamlı adımımız da “Yıldız Bağışı” projemiz. Starbucks Rewards üyelerimizin biriktirdikleri yıldızları bağışlamasına olanak tanıyoruz ve bu bağışlar, çeşitli sosyal sorumluluk projelerine destek oluyor. Bir kahve içmekle başlayan bu yolculuğun, topluma dokunan güzel bir hikayeye dönüşmesi bizi çok mutlu ediyor.
Bütün bu projeler, Starbucks’ı yalnızca bir kahve markası olmaktan çıkarıp, topluma ve çevreye anlamlı katkılar sunan bir marka haline getiriyor. Bu değerleri her gün misafirlerimizle paylaşmaktan gurur duyuyoruz.
Son olarak, önümüzdeki dönemde Türkiye kahve sektörünün nereye gideceğini düşünüyorsunuz ve Starbucks bu değişimde nasıl bir rol oynayacak?
Türkiye kahve sektörü, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yerel üretime verilen önemin arttığı bir geleceğe doğru ilerliyor. Starbucks Türkiye, bu değişimin merkezinde yer alarak inovatif çözümleri ve topluluk odaklı yaklaşımları ile sektörün dönüşümüne katkı sağlamayı hedefliyor. Gençlerle bir arada olduğumuz, onlara sunduğumuz ayrıcalık ve fırsatlarla gençlerin gelişimini desteklediğimiz bir rol üstlenmeye devam edeceğiz.



