Türkiye iş dünyasının farklı ölçek ve dinamiklerdeki şirketlerinin CEO’larını bir araya getiren “Belirsizlik Çağında Liderlik: CEO’ların 2026 Gündemi” özel dosyamızda, belirsizliğin kalıcı hale geldiği bir dönemde liderliğin nasıl yeniden kurulduğunu ele alıyoruz.
Belirsizlik artık liderlik gündeminin geçici bir başlığı değil; karar alma süreçlerinin üzerine kurulduğu kalıcı bir zemin. Bu yeni zeminde CEO’lar yalnızca büyümeyi değil, dengeyi, dayanıklılığı ve uzun vadeli öngörüyü aynı anda yönetmek zorunda. Özellikle enerji gibi sistemin tamamını etkileyen sektörlerde, liderlik klasik planlama reflekslerinin çok ötesine taşınıyor.
Bu çerçevede Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, 2025’i neden bir denge ve dayanıklılık yılı olarak okuduklarını, arz güvenliği, erişilebilirlik ve sürdürülebilirlik arasındaki hassas ilişkiyi nasıl yönettiklerini paylaşıyor. 2026’ya bakarken ise esnek ve dijitalleşmiş üretim mimarileri, uzun vadeli enerji planlaması ve piyasa derinliği ekseninde şekillenen bir gelecek perspektifini aktararak; belirsizlik çağında liderliğin nerede durduğuna dair güçlü bir okuma sunuyor:
2025, bizim için enerji trilemmasının üç ayağı arz güvenliği, erişilebilirlik ve güvenilir sürdürülebilirlik arasında büyük bir hassasiyetle yürüttüğümüz bir denge yılı oldu. Bir yandan yeni santrallerimizi devreye alarak arz güvenliğini güçlendirdik, diğer yandan mevcut tesislerimizin yüksek emre amadeliğini koruyarak şebekeye istikrar sağladık. Bu yıl, özellikle sanayicilerimizin rekabet gücünü desteklemek adına uygun maliyetli ve yeşil enerji tedarikinde güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam ettik. Bunun enerjide erişilebilirlik açısından sektöre önemli bir nefes aldırdığını gördük.
Kurulu gücümüzde yenilenebilir enerji payını yarıyı aşacak seviyeye taşımamız ise yılın en güçlü dönüm noktalarından biriydi. Aynı zamanda tüm paydaşlarımızı dahil ettiğimiz kapsamlı sürdürülebilirlik yol planımızı tamamlayarak uzun vadeli düşünce biçimimizi güçlendirdik.
Tüm bu güçlü adımların yanında, 2025’i, üreticiler için adeta bir “feda yılı” olarak tanımlıyoruz. Piyasa fiyatlarındaki baskılar, finansman koşullarında yaşanan sıkılaşma ve değişken hidrolojik tablo sektör üzerinde doğal bir stres yarattı. Ancak biz, tüm bu koşullara rağmen operasyonel disiplinimizi koruyarak Türkiye’nin enerji arzının istikrarına kesintisiz katkı sunmayı başardık.
“2026’da en güçlü odağımız, Türkiye’nin büyüyen talebine yanıt verecek şekilde esnek, dijitalleşmiş ve sürdürülebilir bir üretim mimarisi inşa etmek olacak”
2026’da en güçlü odağımız, Türkiye’nin büyüyen talebine yanıt verecek şekilde esnek, dijitalleşmiş ve sürdürülebilir bir üretim mimarisi inşa etmek olacak. Şebekenin ihtiyaç duyduğu esnekliği artıracak hibrit çözümler, dijital uygulamalar ve yeni nesil üretim teknolojileri, önümüzdeki yılın en stratejik başlıkları arasında yer alıyor.
Ayrıca, küresel enerji fiyatlarındaki dengelenmenin de etkisiyle 2026’dan itibaren daha rekabetçi bir piyasa yapısının oluşacağına inanıyoruz. Bu ortamdan güç alarak, 2030-2035 döneminin kapasite ihtiyacını bugünden planlayan, uzun vadeli bakış açımızı daha görünür kılan bir sıçrama hedefliyoruz. Kısacası 2026, Enerjisa Üretim’in geleceğin enerji sistemini tasarladığı bir milat olacak.
Belirsizliklerin arttığı bir döneme giriyoruz; ancak enerjinin doğası gereği fırsatlar tam da bu dönemlerde görünür hale geliyor. En büyük risk, arz güvenliği tarafında. Kontrol edilemeyen yenilenebilir kaynakların hızlı artışı ve baz yük kapasitesindeki sınırlılık, özellikle talebin hızla yükseldiği senaryolarda sistemleri zorlayabilir. Kuraklık gibi hidrolojik dalgalanmalar da bu tabloyu daha karmaşık hale getiriyor.
Buna karşın en büyük fırsat, tam da bu riskleri dönüştürecek alanlarda: şebeke dijitalleşmesi, esnek üretim, hibrit çözümler ve derinleşen enerji piyasası. Türkiye, yenilenebilir enerji hamlesi ve tedarik kaynaklarını çeşitlendiren LNG adımlarıyla bu fırsatı yakalamak için önemli bir eşiğe gelmiş durumda. Doğru planlama ve uzun vadeli piyasa mekanizmalarıyla Türkiye hem enerji ithalatını azaltabilir hem de bölgesel bir enerji yönetim merkezi haline gelebilir.
“Attığımız her adımda Enerjisa Üretim’in sınırlarını aşan, sektörün tamamını güçlendiren kapsayıcı ve gelecek odaklı bir yaklaşımı benimsiyoruz”
Beni en çok umutlandıran şey, Enerjisa Üretim’in güçlü mühendislik kültürü, stratejik öngörüsü ve uzun vadeli bakış açısı sayesinde her türlü piyasa ve iklim dalgalanmasına karşı dayanıklı bir yapıya sahip olması. 2026’da bu yapıyı daha da güçlendirecek projeleri hayata geçirecek olmamız beni gerçekten motive ediyor. Aynı zamanda, Enerjisa Üretim olarak sınırlarının ötesinde düşünebilme ve sektöre değer katan adımlar atabilme gücümüzle de önemli bir fark ortaya koyuyoruz.
En çok düşündüren konu ise, sektörün geneline yayılan piyasa derinliği eksikliği ve uzun vadeli fiyat sinyallerinin zayıflığı. Türkiye’nin gelecekte arz güvenliği riskleriyle karşılaşmaması için sistemin bir bütün olarak esneklik kazanması gerekiyor. Bu nedenle yalnızca kendi portföyümüz adına değil, sektörün tümü için daha öngörülebilir bir yatırım ortamının oluşması gerektiğine inanıyorum. Enerji ekosisteminin bütününü ilgilendiren bir alanda, bireysel başarıların ötesine geçerek, Türkiye’nin uzun vadeli enerji mimarisine değer katmayı sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bu yüzden attığımız her adımda Enerjisa Üretim’in sınırlarını aşan, sektörün tamamını güçlendiren kapsayıcı ve gelecek odaklı bir yaklaşımı benimsiyoruz.



